Ergen bir bireyden neden geleceğini kurmasını istersiniz ki?
Karakterin, zevklerin ve hayata bakış açısının neredeyse her ay kabuk değiştirdiği bir dönemde, bir insanı tek bir meslek etiketine sıkıştırmaya çalışmak hem biyolojik hem de psikolojik gerçeklerle çelişiyor. ​Biyolojik Gerçekler: Beynin mantıklı karar verme, uzun vadeli planlama ve risk analizi yapan bölgesi olan prefrontal korteks, gelişimini ancak 20'li yaşların ortalarında tamamlıyor. Yani gençlerden aslında biyolojik olarak henüz tam hazır olmadıkları bir vizyon bekleniyor. Hızla Değişen İlgi Alanları: Bugün çok sevilen bir ders veya alan, iki yıl sonra tamamen anlamını yitirebilir. Kendini deneme yanılma yoluyla bulma aşamasında olan birine "Hata yapma lüksün yok, hemen en doğrusunu seç" demek büyük bir haksızlık. ​Dünyanın Dinamikleri: Günümüz dünyasında meslekler o kadar hızlı değişiyor ki, şu an seçilen bir bölüm mezun olunduğunda tamamen farklı bir boyuta evrilmiş olabiliyor. Sabit ve kesin bir gelecek planı yapmak artık yetişkinler için bile imkansız. Peki hala neden bu sistem devam ediyor?
Büyük bir yıkıma uğradı. Makul gördüğüm bütün gerçekler
Reklam
İnsan acılarla kıvransa da Ve o aşkta bir daha doğsa da Dünyasını yeniden kursa da Düşler ve gerçekler ayrı ayrı yaşar
Edebiyat
Güneş Doğan Göz Karanlığın bağrından gün gibi doğarken gerçekler, İstemem, bir daha gölgelesin yüzünü hüzünler. Sevgilim, Yalnızca umut parıldasın gözlerinde. Farkındayım, hayat sana karşı hep cimriydi, Ama biliyorum, borçlu olduğu tüm neşeyi geri verecek. Hüzün çekilecek bakışlarından, derya deniz sevgi kalacak; Kirpiklerinden süzülen o yaşlar, Bu defa sadece mutluluktan akacak. Göreceksin sevgilim, Güneş bizim gözlerimizden doğacak.
Söylesene, ben mi kördüm sebeplere, göremedim? Yoksa açıklamalar da seninle birlikte mi gitti? Bu muydu istediğin? Bir zamanlar aynı mevsimi yaşayan iki insanı iki ayrı mevsime bölmek... Nereye kadar gidecek aklının başka limanlara yolculuğu? Ben hâlâ aynı limanda beklerken. Hiç mi kalbinde yer almadım? Gittin, ardına bile bakmadan. Ardında kalanlarsa yarım gerçekler ve yalanlardı. Söylesene, neydi bütün bunlar? Yanlış mevsimde mi açtım ben? Yoksa başından beri kırılmaya mahkûm bir cam parçası mıydık? Oysa olmaz mıydı, gecenin karanlığında parlayan iki yıldız gibi birbirimizin ışığında ilerleseydik, gölgede kalmadan? Değdi mi bütün bunlara? Tek bir cümle belki de bitirirdi içimdeki mahkemeyi.
Mesafeler
Mesafeler bir uçurumun ucunda, Kalbim iki arada, sevdiğimle doğrularla. Akıl almaz düşünceler, Rüzgarın çarpıcı havasıyla baş başa. Kainatta görülmemiş sözler, bakışlar, Belki de beni alıp götürenler, Arada bırakıp düşlerde gezdirenler, Kararsızlıklarla baş başa. Biz sussak, sadece gözlerimiz konuşsa, Yine böyle mi olurdu? Bir yanım hayaller, bir yanım gerçekler, Yalanlar, bahanelerle baş başa. Sözler boş, kifayetsiz kalırdı, Zamana bile sığmazken biz, Boşa akıp giden günlerimiz, Aynı döngüde tekrar baş başa. Fragmanlar belki de geleceğe, Gülüp anlatacağımız anılar olur. Kavuşmak için o güzel günlere, Belki de kalırız anılarla baş başa. Feragat etmek gerekir belki de bazen, Hayatın gerçeklerini görmek gerekir. Atsam da içime, Seni düşünmekten vazgeçemem. Belki de heyecan dolu anılarımız,
Şiir
Reklam
Reklam