Kendi kendime savaşım hiçbir işe yaramıyor. Ama ne yapmalı, Fildişi Kule'den hangi savaş sürdürülür?
"Kişi yaşamalar aşınca yazar," demiş Gide.
Don Quijote müzikaline gittik.
Don Quijote' nin yorumunu getiriyor.
"Dünyaya biraz incelik getirmek istedim."
"Gerçekler uğruna, büyük hakikati unutmamalı."
"Yazıklar olsun, dünyayı olması gerektiği gibi değil,
olduğu gibi görenlere..."
"Hiçbir şeye inanmayacak kadar cesur değilim."
Parçalamazsa gönül, kuşku perdesini, asla
Bulamaz yolu gerçekler makamına!
Kâbe'miz kibir oldu, leş ondaki kurban da
Yazık bin kez yazık bu Kâbe ve kurbanına!
Naif bakış açısı, edinilecek her fazladan bilginin en azından sorunlara kısmi bir çözüm sunabileceğini savunur. Bu görüşe göre bir takım değerlerle ilgili anlaşmazlıkların altında yatan asıl sorun, ya bilgi eksikliği, ya da kasıtlı yapılan dezenformasyon çalışmalarıdır. Dolayısıyla ırkçılar, temelde biyolojinin ve tarihin gerçeklerinden bir haber, bilgisiz insanlardır. ırkçılığın çaresi ise insanlara daha fazla biyoloji ve tarih bilgisi vermektir. Bu uzun zaman alsa da serbest bilgi piyasasında gerçekler önünde sonunda galip gelecektir.
Nahit bakış açısıNın temel dayanağı, bilginin özünde iyi olduğu ve ne kadar çok bilgi edinirsek o kadar fayda elde edeceğimizdir. Yeteri kadar bilgi ve zaman ayırdığımız da, bir çok konuda gerçeklere mutlaka ulaşırız. Böylece yalnızca güç elde etmez, onu iyiye kullanmak için ihtiyaç duyduğumuz bilgeliği de kazanırız.
Bu görüş daha da güçlü bilgi teknolojileri arayışını haklı çıkarırken, bilgisayar ve internet çağının yarı resmi ideolojisine dönüştü.
Cennet gibi görünen bir tatil... Kusursuz görünen insanlar... Ve her şeyi değiştiren tek bir ölüm. Gerçekler ortaya çıktıkça, kimsenin göründüğü kişi olmadığı anlaşılıyor.