Öyle bir coğrafyada yaşıyorum ki siyasi, ideolojik ve saklanan birçok gerçeği ham şekliyle bizzat duyup tanık oluyorum. Toplum her geçen gün bataklığa bulanıyor sayın arkadaşlar, hem de kasıtlı bir yapılanma sonucunda. Yapılan yaptırımlar gerçekten aşağılık bir konumda. Ne yani ideolojinizi ileride ideolojinizle vurmamı mı istiyorsunuz? Oysa insanlarla uğraşmaya hiç tahammülüm yok.
Duygu ve Düşünce
İyi misin bilmiyorum..
Aslında bunu yazmamın hiçbir anlamı yok. Çünkü sen benim hayatımın içinde olan biri değilsin artık. Ben sadece uzaktan sevmek isteyen taraftım. Bir gün cesaretimizi toplayıp hislerimizi birbirimize söyledik, başta herşey çok güzeldi ama sonra sen istemediğini söyledin. O gün olması gereken oldu ve ben de zamanla bunu kabullenmeye çalıştım. ​Sana yazmadım. Karşına çıkmaya çalışmadım. Hayatına dahil olmaya çalışmadım. Çünkü bazen insan, sevdiği kişiyi gerçekten seviyorsa onun kararına da saygı duyması gerektiğini biliyor. ​Aradan uzun zaman geçti. Hayat devam etti. Ben de devam etmeye çalıştım. Ama son zamanlarda anlam veremediğim bir şey yaşamaya başladım. Uzun bir süre boyunca seni ne rüyamda gördüm ne de aklıma eskisi kadar geldin. Her şey olması gerektiği gibiydi.. Sonra birdenbire, hiçbir sebep yokken, neredeyse üst üste rüyalarıma girmeye başladın. ​İlk başta önemsemedim. "Olur böyle şeyler" dedim. Ama günler geçtikçe rüyalar bitmedi. Her sabah, özellikle gün ağarmaya yakın saatlerde, gözlerimi açtığımda aklımda yine sen oluyordun. Üstelik aynı rüya da değil. Her seferinde farklı insanlar, farklı yerler, farklı olaylar... Ama değişmeyen tek şey sen oluyorsun. Ve bu durum beni özlemekten çok endişelendirmeye başladı. ​Çünkü insan birini unutmaya çalışırken onu rüyasında görür, bunu anlarım. Ama uzun zaman sonra, hiçbir şey yokken, bir anda sürekli görmeye başlayınca ister istemez düşünmeye başlıyor. Acaba iyi misin? değil misin? Acaba hayatında her şey yolunda mı? Acaba mutlu musun? ​Biliyorum, bunların hiçbirini bilmeye hakkım yok. Belki de bunlar sadece zihnimin bana oynadığı oyunlar. Belki de hiçbir anlamı olmayan sıradan rüyalar. Fakat yine de içimde bir huzursuzluk oluştu. Öyle ki bazen, gece uyumadan önce bile aklımdan aynı düşünce geçiyor: "İnşallah yine
İnsan ve Duygular
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Farkında mısınız?
Bazı insanlar öyle tuhaf videolar ve storyler paylaşıyor ki anlamsız mimikler, garip davranışlar ve tamamen dikkat çekmeye odaklı hareketler normalleştirilmeye başladı. Bazen düşünüyorum da, geçmiş dönemlerde olsaydı ciddi bir ruhsal sorun olarak değerlendirilecek davranışlar, bugün milyonlarca insan tarafından alkışlanıyor, örnek alınıyor ve hatta idol hâline getiriliyor. En ürkütücü olan ise bunun sıradanlaşmış olması. İnsanlar artık bilgeliği, üretkenliği ve karakteri değil ne kadar tuhaf, ne kadar sıra dışı ve ne kadar çok dikkat çektiğini ödüllendiriyor. Gerçekten de bazen kendimi açık hava tımarhanesinde yaşıyormuş gibi hissediyorum..
1000Kitap
Çaba ve aşk gerektiriyor seni böyle benimle görmek; nasıl birlikteyse suyla kum hep bir arada, öyle görünmek. Ne kimse beni gerçekten görecek ne de kimse benim gördüğüme benzeyecek. — Miguel Hernandez
bazı hesaplar
Kişi 1 Sen haklıydın, Mavi Çocuk. Ben ne yaptıysam onun beni sevmesi için yaptım. Bir gülüşünü kazanmak için kendimden vazgeçtim, bir bakışını kaybetmemek için bana en çok iyi gelen insanı kaybettim. Seni bile karşıma aldım. Şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum; bir insanı sevilmeye ikna etmeye çalışırken, beni zaten seven bir dostun elini bırakmışım. Bana neden yalan söylediğimi sorduğunda cevap verememiştim ya… Şimdi biliyorum. Çünkü ben gerçeği biliyordum ama siz bilmiyordunuz. Ben onun beni sevmediğini hissediyordum ama siz onu beni seviyormuş gibi bilin istedim. Belki de bir yalanın içinde biraz daha yaşayabilmek için, kendi kalbimi kandırmaya devam ettim. İnsan bazen gerçeği inkâr etmiyor; sadece gerçekle yalnız kalmaktan korkuyor. Seni kaybettiğim için içimde hâlâ büyük bir sızı var. Çünkü sen bana dostluğun ne olduğunu, bir insanın gerçekten görülmesinin nasıl bir şey olduğunu öğrettin. Bana kattığın her şey için minnettarım. Umarım hayat, senin kırılgan kalbini benim yaptığım gibi incitmez ve gittiğin her yerde güzellikler seni bulur. Ve şimdi seni suçlamayı da, kendimi affetmeyi de zamana bırakıyorum. Çünkü bazı dostluklar biter ama minnet asla bitmez. Kişi 2 Henüz dünyanın nefesini ciğerlerime çekmeden bağ kurdum seninle. İnsan ilk bağını kurduğu kişiyi seçemiyor zaten; gözlerini açtığında kendini onun sevgisinin içinde buluyor. Ama zamanla öğreniyor ki bazı bağlar kök salmıyor, sadece düğüm oluyor insanın içinde. Ben hep şunu düşündüm; eğer gerçek beni bilseydin, içimdeki kırgınlıkları, korkuları, yanlışlarımı, eksiklerimi görseydin bana böyle bakmazdın. Bana duyduğun sevginin, tanıdığın kişiye değil, olmak istediğin kişiye ait olduğunu düşündüm. Bu yüzden sana kendimi hiçbir zaman bütünüyle gösteremedim. Belki de en büyük yalnızlık, birinin seni
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam