Çocuk sahibi olmama kararını alalı epey yıl oluyor ve bunun altını doldurabileceğim gerekçeler de zamanla güçlendi ve gayet de mantık çerçevesine oturtulacak hale geldiler. Kendimi açtığım, en açık görüşlü olduğunu düşündüğüm kişiler bile bu kararımı duyduklarında şaşırıp, sunduğum gerekçelerin üzerinde fazla düşünmeden beni içlerinden de olsa garip ilan ettiler. Hatta bazılarının bu kararın altında mutlaka ki bir travmanın yattığına inandıklarını da sezmedim değil. Henüz yaşım genç belki ama bundan en fazla 10 yıl sonra bu konuyla ilgili yoğun soru bombardımanına tutulup ayrıksı ve anormal olarak etiketleneceğimi biliyorum. Ama gardımın sağlam olduğuna inanıyorum. Burada, bu konu üzerinde az çok kafa patlatmış olanların gerekçelerim hakkında isabetli tahminleri olacağını düşünerek bu gerekçeleri sunma derdine düşmeyeceğim. İleride kararım değişir mi [ki umarım değişmez :)] bilmiyorum ama bu kararın benim hayatımda çok ciddi hafifletici bir etkisi var. Bir çocuğun dünyaya getirilip yetiştirilmesi bence bu hayatta alınabilecek en büyük sorumluluk ve -yine belki bazılarınızın karşı çıkacağı bir ifadeyle- en büyük yük. Bu yükü hiç sırtlanmayacağımı bilmek de en özgürleştirici kararlardan biri benim için.

Aylin

@bilincinkiyisinda
·
Sahiden de, toplumumuzda itiraf edilmesi bundan daha zor bir şey yoktur. Yanıldığınızı, anne olmak için yaratılmadığınızı ve bu işten pek de tatmin olmadığınızı itiraf ettiğiniz anda sorumsuz canavarın tekine dönüşürsünüz. Bununla birlikte, toplumun bütün sınıflarında bu gerçeği yaşayan, yeterince sevilmemiş, iyi yetiştirilmemiş ve tek başına bırakılmış bir sürü çocuk vardır!
Sayfa 23
gözlerimi kapatabilseydim uyurdum. yorgundum misafirim gelmişti sonra sabah iş vardı . gerekçelerim hazırdı. ellerinde sopalar uyumazsam beynime beynime vurmak için bekliyorlardı. bu korku mu beni uyutacaktı. yorgundum düşüncelerin biri girip çıkıyordu , randevu saati dışında hasta bakan doktorlara dönmüştü beynim herkese her yere bir dert anlatıyor bir şeyler söylemeye çalışıyordu. kimseyle anlaşamıyordum. onu öyle yapmayın bak benim için böyle düşünmeyin ben aslında öyle demek istemedim , gelecektim gelecektim. işi gücü evi bırakıp gelecektim. borcum çoktu para lazımdı. hem üstelik şehrinde oteller pahalıydı. biliyorum yazdı ağustosun ortasıydı herkes evinde balkonunda yatıyordu. ben de bir keresinde otele gitmeyeyim otogarda yatayım dedim. otobüs seferleri bitip de yazıhaneler kapanınca otogar içinde kalanları dışarı çıkarıyorlarmış güvenlikler. bunu da geçen sene öğrenmiştim. yorgundum caddelerindeki banklar hiç de benim bildiğim gibi temiz ve tahtaları rahat değillerdi. bir sarhoşun bir sokak köpeğinin sebep olacağı felaketinden kaçıyordum. korkaklık ediyordum pintilikti ya da. gözlerimi kapatabilseydim bunları dökmek zorunda kalmazdım. hiç hoş değiller bir sarhoşa katlanıp sözlerinin bitmesini beklemek ve sokak köpeğine beni ısırmasın diye yalandan şirinlikler yapmaya çalışmak.. ve son olarak sana tüm bu yorgunluğuma rağmen laf anlatmaya çalışmak. uyumuyorum .. keşke sadece seni düşünebilseydim. ya da birazcık seni. değerdi belki tüm bu saçmalamalarıma.
İnsan ve Duygular
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gerekçelerim
Bildiklerimi, bildiğimi sandıklarımı, bilmek istediklerimi, bilmediklerimi ve hiç bilmemek için uğruna düzinelerce kama yarasını gözüm kapalı, elim bağlı, dilim kesik tercih edeceğim gerekçelerimi sunmak niyetindeyim. Bu kaçıncı tren inanın saymadım. Gerçi sayamazdım insan bazen unutur saymayı. Hayatının her hangi bir anında saymayı unutursan bir daha nasıl bilebilirsin ki cevabı? Her hareketimde bir vagon geride buluyorum kendimi. Her eylem geriye iter mi insanı? İtiyor. Bazen tutunmaya çalışıyorum oturduğum yere ama bu kez "Lütfen" diyorlar, yersiz inceliklere boğuyorlar, kötü olmana sebep olanlar tam karşılığını vereceğin anda beyaz bayrakları göndere çekip senden hoş görü istiyor. Bazen deneysel eylemlerin bıraktığı hasarlara bakıyorum, ne çok şey denemişim çeyrek yaşımda. Üstelik hâlâ denemediklerim de var. Yarayı az bulmadım küstah değilim ama insan 'daha büyüğü olur mu' diye kendini deşmeden edemiyor. Bazen hayat insanı Küçük Prens'ten alıntı yapmaya itiyor. Olmayan güle dayandırıyor tutkusunu. Oysa kırmızılar dilemek güle özgü bir şey değil unutuyorlar. Kan da isteyebilir insan vampir olmadan. Sizin hiç evinizde deplasmanda gibi hissettiğiniz oldu mu? Dünyanın adım attığınız her metrekaresi "Sen kimsin yabancı?" diye fısıldıyor mu size de? Bana bağırıyor.
Bu yıl kitap okuma hedefime ulaşamadım. Bahane sunmayacağım çünkü ne kadar sağlam olsa da gerekçelerim, söz konusu kitap olunca bana bahane gibi geliyor. Ancak şunu söylemeliyim; Gazali okuduğum için hedefimdeki niceliğin niteliğine ulaştığımı düşünmekteyim. 🌸
Okuma Hedefim
Okuduğu bir kitabı yeniden neden okur insan? Benim gerekçelerim öyle çok ki. Siz de durum nedir?
1000Kitap
Prangalar...
Bizler aynadaki görüntümüzü kendimiz sandığımız gibi, Bir başkasının dünyasında var olmaya çalıştığımız görüntüyü hep kendimiz zannettik. -yalnız bir gölgeden ibaret iken - yontulmaya hazır halde bekleyen bir ruh. İnsanlığa sunulmuş, tüm zahmet değerlerini tatmaya başlayın. Başlayın'ki zahmetler, rahmete dönüşebilsin. kendini çok sıkma. bırak... Haklı gerekçelerim de var deme! keşkeler; zehirli mum alevi gibidir. o mumun alevinde ne kadar çok ısınırsan, o kadar çok gâm işlersin yüreğine. Geçmişin durakları olmaz. Geçmiş bir gezintidir. o gezintiden kaçmak yerine, uzlaşmaya çalışmalısın. R. k🌼
İnsan ve Duygular