Üniversitede bir hoca, İletişim bölümü son sınıf öğrencilerine final sınavında bir soru soruyor. 50 puanlık bir soru. Öğrenciler tüm ders notlarını yalayıp yutmuş. Mezun olma çabasındalar. Soru şu: "Beş yıldır bu okuldasınız. Her sabah koridoru ve sınıfı temizleyen o hizmetli kadının adı nedir?"
Kimseden cevap yok, öğrenciler şaşkına dönüyor. Hoca bizimle dalga mı geçiyor diye düşünüyorlar. Hoca gayet ciddi. O soruyu doğru yapan sınavdan geçecek. Öğrencilerden biri sınav kağıdına şöyle yazıyor:
"Hocam, size çok bozuldum. Zira ne sorsanız cevap-layabilecekken şimdi sınavdan kalıyorum. Ama bir şeyi fark ettim... Hocalardan herhangi birinin adını, soyadını, memleketini, tuttuğu takımı sorsaydınız bilirdim. Çünkü onlarla bir çıkar ilişkim var. Ben o kadını yıllardır görüyorum ancak bir kere yüzüne bakmadım. Ben öyle bir adammışım ki çıkar ilişkim yoksa insanların suratına bakmıyor, selam vermiyormuşum... Size söz veriyorum, sınavdan sonraki ilk işim o kadının adını öğrenmek, her sabah ona adıyla selam verip günaydın demek olacak. Hocam, dersten kaldım ama sağ olasın..."
Bunu yazan öğrenci 50 üzerinden 50 puan alıyor, dersi geçiyor.
Çünkü rutin rahmettir, değil mi hocam? Şikâyet edilecek değil, şükredilecek bir şeydir. Allah insanın rutinini bozar; araya bir hastane, bir mahkeme ya da bir mezarlık koyar, rutinin kıymetini insan ancak o zaman anlar... Oysa rutin, Allah'ın seni nimetleriyle perverde etmeye devam etmesidir.