Samet

Herkes şunu bilmeli: Gönül yıkarak yürümez hiçbir şey. Hayatta saadet olmaz, ağız tadı kalmaz. Çocuklara mutlu bir hayat hazırlamış olmazsınız. Evde yaşanan gerginliği çocuğun sünger gibi emdiğini sakın unutmayın. Çocuk belki konuşmuyor ama her şeyi öyle bir kaydediyor ki olumlu veya olumsuz mesajlarınız doğrudan onda yankı buluyor. Bunu da dikkate almak gerekir.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Reklam
Tanıdığım biri vardı, hanımıyla sürekli kavga ediyordu. Bir gün şunu duydu ve kalbine dokundu: "Hanımını üzen yandı." "Aman ya Rabbi! Hapı yuttum, bittim ben!" dedi. "Her gün hanımımın kalbini kırıyorum. Ben huysuzum sağ olsun o da huysuz, bir şekilde kavga çıkıyor. E hanım narin, kırılıyor. Ne olacak benim halim?" diye düşündü ve "Bari ondan ayrılayım da benden daha fazla çekmesin, benim de günahlarım artmasın," diye kendince bir çare buldu. Bu kararını danışmak üzere ilim sahibi bir büyüğünün yanına gittiğinde aldığı cevap şu oldu: "Allah Allah! Bir ay içinde ölecek adamın ettiği lafa bak!" Bizimki pek ince düşünemediğinden sözdeki hikmeti farklı yorumlayıp evine döndü. Bir ay sonra öleceğinin hesabıyla ibadetini artırdıkça artırdı. Hanımı, alışkanlık icabı bir iki kez kavga girişiminde bulunsa da onu tartışmaya gönülsüz buldu. "Olsun hallederiz", "Fâni dünya üzülmeye değmez" veya "Haklısın hanım. Ne diyorsan o" minvalinde cevaplar aldı ondan. Kadıncağız, adamın huyu birden değişti diye şaşırsa da, "E zaten bir kavgan vardı, şimdi o da yok, ben seni n'apayım?" diyerek kenara çekildi ve çocuğuyla, çorbasıyla, kendi işleriyle uğraştı. Bir ay geçti. Adam kefenliği hazırlayıp beklemeye başladı. Gelen olmayınca meraklandı ama belki ilk gün sayılmıyordur diye bir gün daha bekledi. Yine kimse gelmeyince acele ettiğini düşünüp üç dört gün daha bekledi. Fakat hâlâ gelen olmayınca o zat-ı muhteremin yanına tekrardan gitti. Aralarında şöyle bir konuşma geçti: "Efendim, hükümde bir değişiklik mi oldu?" "Bir otur da önce söyle bakalım, boşanma işi ne oldu?" "Efendim, ölmek üzereyken kim düşünür boşanmayı!" "Geçmiş olsun. Bir daha düşünmezsiniz umarım. Peki, kavgalar devam ediyor mu?" "Hayır, efendim. O günden beri hiç kavga etmedik." "Neden biliyor musun? Çünkü kavga iki
Sayfa 103·Kitabı okudu
"Mescitler şüphediz Allah'ındır" (Cin, 72/18)
Abbasi halifesi Harun Reşid ve karısı Zübeyde bir gün tartışıyor, sonra tartışmanın kızıştığı bir anda Hârûn Reşîd öfkeyle, "Benim mülküm olan yerlerde bir gece daha kalırsan, benden talak-ı selase ile boş ol," diyor. Tabii sonra, sakinleştiğinde, pişman olup boşanmaktan vazgeçiyor. Ama söz ağızdan çıktı bir kere. Eğer Zübeyde o gece, onun hükümdarlık yaptığı topraklarda kalırsa, boşanma şartı gerçekleşecek ve evlilikleri sona erecek. Bunun olmaması için Zübeyde'nin sabah olmadan başka bir memlekete gitmesi gerek. Fakat o zamanın şartlarında böyle bir imkân da yok. Hârûn Reşid endişe içinde evliliğini kurtarmak için çözüm ararken nihayet Ebû Yûsuf'a danışıyor. Ebû Yusuf da dediğiniz ayete atıf yaparak Zübeyde'nin o geceyi mescitte geçirmesini söylüyor.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Deniz Yıldızı
Adamın biri sahilde sabah sporu yapıyor. Yürüyor, koşuyor... Binlerce denizyıldızı sahile vurmuş; kuruyup ölecek zavallılar. Adam eğilip denizyıldızlarından birini tutuyor, denize atıyor. Arada eğilip eline bir tane daha alıyor ve onu da denize atıyor. Oradan geçen biri durumu fark edince adama yaklaşıp soruyor: "Bu kadar denizyıldızı içinde senin kurtardığın ne ki? Ne kıymeti var, ne değeri var?" Adam tutup bir denizyıldızını daha denize atıyor, "İşte onun için her şey değişti," diyor, "o, hayat buldu."
Sayfa 71·Kitabı okudu
Hz. Ali, Peygamberimiz'in (sav) kızı Hz. Fâtıma ile evlenmek istiyor ve niyetini söylemek için Efendimiz'in (sav) yanına geliyor. Hz. Ali meramını anlatmakta zorlansa da, çekinip utansa da Efendimiz (sav) durumu anlıyor. Nihayetinde pek memnun oluyor. Orada mesela, Hz. Ali'nin elinde maddiyat anlamında pek bir şey olmadığını bildiği halde, Efendimiz (sav) kızı için mehir istiyor. Hz. Ali de imkânım yok demiyor, gidip zırhını satılığa çıkarıyor ve bir Yahudi'ye satıyor. Düğün hazırlıkları böylelikle başlıyor. Hz. Osman çarşıda gezerken bir anda Hz. Ali'nin zırhını görüyor, hemen tanıyor. Onu satın alıp düğün hediyesi olarak Hz. Ali'ye veriyor.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Reklam