Uzun zamandır bir kitabı bitirdiğimde ağlamamıştım, ta ki Suzan Defter’e kadar. Ne anlatmalıyım, ne söylemeliyim bilmiyorum. Kitabın başına geçip, gecemi ona adarken yalnızca 127 sayfa kalınlığındaki bu kitabın beni bunca etkileyeceğini hiç düşünmemiştim. Sanki içinde adını koyamadığım, koyduğum ama anlatamadığım, belki kendimden bile sakladığım tüm hisleri buldum. Bazı cümleleri tıpkı bir yapboz parçası gibi yaralarıma tam olarak oturup onu kapattı sanki. Bazılarındaysa zihnimin kıvrımlarında saklanan korkularımın iz düşümlerini gördüm. Altını çizdiğim, tekrar tekrar okuduğum, özümsediğim öyle çok yer oldu ki. Karakterlere sarılmak istedim, öyle tanıdıklardı ki benim için. Tüm o kaybolmuşluklar, anlam arayışları, yorgunluklar, hayal kırıklıkları ve tüm bunların toplamını olabilecek en güzel şekilde birleştirmiş bir yazar. Suzan Defter’in yeri ve tesiri kalbimde başka bir yere oturdu. Belki onu daha başka bir zamanda, başka bir kafayla, başka bir Sema olarak okusaydım bu kadar özümseyemezdim. Bu yüzden kitapların okunmak için doğru zamana ihtiyaç duyduğunu bir kez daha anlamış oldum. Bu kitabı alın, okuyun dememe gerek bile yok söylediklerimden sonra, yalnızca okuyacağınız zamana dikkat edin derim. Çünkü bu kitabı yalnızca gözlerle okumak ona yazık etmek olur, yüreğinizle okumalısınız.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma