"Ç Ü N KÜ
Üşümüş bir sokak kedisinin kirli burnunu kâğıt mendiliyle silen o küçük kız olmak isterdim,
çünkü inanırım o küçük kızın çağrıldığına
o yavru kedinin derdine çare bulamasa da
saflığından ötürü onun çağrıldığına inanırım
belki saflığı iyileştirir onu çağıran cümleyi,
belki onun sözcükleri açık yaraları kavuşturur,
belki bir melek tercümesidir o küçük kız
insanların ve hayvanların dilleri arasında elçidir, insanın bahtiyarlığını hayvana, hayvanın iyiliğini insana iletmek için gönderilmiştir,
belki de dünyada bundan başka mes'el yoktur,
belki de bu mes'el dilden dile söylene söylene insanlarla hayvanlar arasındaki sırları da bildirir o zaman insanın utandığını hayvan unutur
hayvanın hatırlattığı şeylerde insan kendini bulur
ve sokak kedisinin hastalığına çağrılan küçük kız o şaşkın hemşire, o melek tercümesi 'kelimelere kıyamam' diyen bir şiirin yerine 'tam teşekküllü bir dost' gibi tamam olur..."
"Dilim daha incedir sözlerimden ve daha derin bakışlarım gördüğünüzden, şiir bile uslu kalır yanında deli suskunluğumun, ben delidildim, aşkı aşkla konuşurdum"