“Babam omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas’tı. Şimdi o aramızdan ayrılınca tüm o geçmişin çatırdayarak üzerime usulca yıkıldığını, beni tüm öğleden sonralarının arasına gömdüğünü hissediyorum. Çocukluğun sessizce yıkılıp dağılan öğle sonraları. Ve yardım için çağıracağım kimsem yok.”
“Her şeyin ötesinde babam her yeri bir bahçeye, her evi de bir yuvaya dönüştürmeyi başarırdı. Şimdi, her şeyin ötesinde kendimi bir de yuvasız kalmış hissediyorum.”
“Çok eskiden, tarih kadar eski bir zamanda bir yerlerde öyle büyük bir boşluk açılmıştı ki, kaybını kaldıramayacaklarımın varlığına da tahammül edemez olmuştum belki de.”
“Sanki bir gün bir yerde aniden yaşamaya, gerçekten yaşamaya başlayacaktım. O ana dek yaptığım her şey bu müstesna ana hazırlanmak için olacaktı. Aslında hayat elimde tuttuğum şey değildi de ben gerçek hayata dokunmaya hazırlanıyor ve sadece bekliyorum gibi gelirdi.”
“Belki başkalarını bu kadar çok yargılamasa kendine karşı da bu kadar katı olmayacaktı Marshal. Yoksa tam tersine mi işliyordu hadise? Kendine karşı bu kadar katı olmasa başkalarına da daha mı hoşgörülü olurdu acaba?”