Berk İnan

Berk İnan
Bu kısım da insan olduğum bilinse yeter ..
Sonsuzluğa 97
Saat : 3:11 Şarkı: Tomaso Albioni - Adagio in G minor Kendimi 1700 lerin ortalarında henüz 50-60 senelik, çamur üzerine kurulu, tek düze ve de görüntüsü küpü andıran bir başkent şehrinde buldum. Gramafon da yaylı çalgılar ve bir şehir bir insana bu kadar mı benzer.. İçinde aristokratlar, sanatçılar, siyasiler, soylular, elitler yaşayan ancak kuruluşunda binlerce fakir işçinin öldüğü bu şehir, ağzımın tam ortasına lanet düşürüyordu. Ben kimim sorusunu sorduğum zamanlara nazaran bulduğum tek cevap buydu sanırım. Görünüşte kibar, sanatsever, sözde elit olan ben aslında piyanoda ki en bariton seslerin tümüydüm. Kaçış için geri sayımın akması gerekiyordu.
Duygu/Düşünce
Sonsuzluğa 98
Saat : 0:42 Şarkı : Anoice - Ripple Nasıl olurda bağırışlarımı duyamıyor insanlar? Halbuki her gün ve de bütün gün yüzlerine bakıp bağırıyor hatta haykırıyordum. Yardım çığlıkları kasvetten öteye gidemiyor muydu yoksa? Ya da ben tüm pencereleri siyaha boyamış, içeriye güneş ışınlarının girmesini mi engellemiştim? Tüm bu düşüncelerle, aynı zamanda bağırıp haykırarak eve girdim. Aynaya baktığım zaman anladım bu kadar haykırışı neden kimse duymuyor diye. Meğerse ağzım kapalı yüzüm tebessüm içinde susuyormuşum. Zaten dayanılmaz olan çirkim bir yüzüm varken, aynayı kırmam ile beraber dağınık bir yüze sahip oldum. Haykırışlarımı anlatmak için illa ki sözlere dökmek gerekirmiş. Anladım. Ancak bunu hiçbir zaman öğrenemedim. Anlaşılmayı bekledim. Şimdi ise sonsuzluğu bekliyorum. Geri sayım devam ediyor.
Duygu/Düşünce
Sonsuzluğa 99
Saat: Korku dolu ümite beş var. Şarkı: Broken ( Are little Victories by the ship of life) Soğuk bir nefesin varlığını çok uzun bir süre sonra ensemin sol kısmında tekrardan hissettim. Enseme solunan nefes acıyla karışık uyku hissiyatı veriyordu. Ve ben bu hissi seneler önce yine yaşamıştım. Ve bu demek oluyor ki, geri sayım bir kere daha başlamıştı. Bir şeylere karar vermiş cesaret etmeye yeltenmiştim.
Duygu/Düşünce
SU' dan akan DAĞ' a
İnce ruhum, gül bahçesi ruhun karşında her zaman diz çöker. Senden bana kırgınlık, kötü hissiyatlar hiç bir zaman varlığını sürdürmedi.Sürdüremez. Fikrine düştüğüm zamanlar, en güzel düşüşümmüş, düşmek ne kadar güzel bir acıymış, tatlılıkla karşıladım. Senin de bende önemin arşa ulaşır derecede. Hayatımda olmuş olduğun için, en güzel anlar anılar için asıl ben sana teşekkür ederim. Var olduğun için teşekkür ederim.. Sağlıcakla.. (:
KATLİ VACİP KATİL
Ben önce kendimi değiştirmek isterdim. Eğer kendimi değiştirebilseydim, çevremi değiştirirdim. Çevremi değiştirsem, belki dünyayı bile değiştirebilirdim. Bazı saplantılarım var. Onları yok etmek isterdim. Kafa yapısı olarak bazen çok değişik olduğumu düşünüyorum. Belki genler ile ilgili olabilir bilmiyorum. Öyle farklı huylarım ve düşüncelerim var ki, bunu en yakın çevremden bile kimse bilmiyor. Bir ben bir Allah biliyor. Belki şu an, " Ne saçmalıyor bu adam " diyorsun. Ancak ruhum bedenime fazlasıyla dar geliyor. İçimdeki vitrin devriliyor. Altında kalan eziliyor, yardıma gelen kimse yok. Enkazın yanına kimseyi yanaştırmıyorum. Zor durumda kalan eziliyor. Beyaz boş bir ses yükseliyor. Bir uğultu gibi. Ruhumu değiştirmek isterdim, değişmeyen tek dünyamda. Kendi dünyamı değiştirmek isterdim. Önce yavaşça, sonra hızlıca. Ya da bir katil edasıyla vurmak isterdim kendi ruhumu. Kalkan tabutlar inmemek üzere.
Edebiyat