Berk İnan

Berk İnan
Bu kısım da insan olduğum bilinse yeter ..
Boğuldum...
Sonunu uydurcam diye Hakikati görmezden geldim Şiir yazıcam diye kendini yaktım Bir defa sevdim diye sevmekten vazgeçtim. Kaç bin defa kaçtım, kaç bin fersah öteye, Oysa o kadar yoruldum ki, Son nefes hakkımı istiyorum Son defa ölmek üzere..
Edebiyat
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?

İrem

@iremc3
·
hadi sen git beni yalnız bırak bu akşam iyi değilim
Sayfa 25
Şiir
Çağla Meyvesi
Kafamın içinde hem de tam dibinde, İnleyen notalar Susuzluğun yoğunluğunda, Vurgun yemiş derine doğru iniyor, Derdime inmeler iner gibi beni boğuyor. Kızıl havaları seyrederdim, hele ki akşamları Akşamlar karşılıklı kahveye dönerdi gözlerde, Sözlerde yüzer, tende eserdi ruhlar, Buruşturup çöpe attığım, o şiirde. Çöpten alıp sakladı şiirimi çağla meyvesi, Rüzgarın kaldırdığı tozu, gözümün kıvrılmış yapraklarında sardım. Sağlam, kuvvetli, katı ve sert bir şimşek, Güneye doğru hasret ediverdi.
Şiir
Atma kendini yalvarırım geceden dünyadan Yağan yağmur değil acizliğim, yaratan, Yaradılana verirken yaralar, Kapanmaz kabuk bağlamaz bağışlanmaz, Hayasız yüzüme vurur gibi değil, Utanmaz arlanmaz bu adamlar, Üstelikte üstün sanki bir benden, Bir de benim içindekilerden. Ve işte o 99 günün sonunda ölümün eşiğine yanaştığımı zanneden ben, ölümün fitnelerinden bile korkmuyorum derken, karanlık geceden atamadım kendimi. Saygıdeğer babam, sevgili kardeşim istemsizce bu dünyadan atacak gibiydiler kendilerini ve işte o an dudaklarımın arasındaki savaşta mağlubiyet alarak ölümden korktuğumu itiraf etmiş oldum. Oysa ki ne kadar garipti acizliğim. O zavallı yapım.. Bu kadar gün sonunda sonunda geceden düşemedim. Vur ki korkaklığımı yüzüme vur ki acizliğimi yüzüme vur ki bileyim bunca gün yazdığım şeylerin boş bir edebiyat olduğunu vur ki bileyim.
Sonsuzluğa 36
Saat: 1:10 Şarkı : Kayra- Müneccim Kırk dört gündür elim yazıya gitmiyor. Oysa ki zaman geçtikçe daha da heveslenirim sanmıştım! Geleceğin bu kadar hızlı geleceğini tahmin edemeyecek kadar aptal değildim aslında. Fakat insan bazen her şeyin farkında olmaktan da yorgun hale gelirmiş. Her gece kendimle ettiğim kavgalar, yolları kısaltır olmuş. Görünüşe göre şehrin nüfusu yaklaşık olarak kabul edilen kalp sayısından daha azmış. Zavallı görünüş, kalpleri de bir birine engellermi. Öyle bir vakit geçmiş ki kırk dörtte geçiyor otuz altıda geçecekmiş. Fakat sonunda geçebilen değil kalabilen kazanacak. Geçecek miyim kalacak mıyım? Çok değil otuz altı sadece.
Duygu/Düşünce