ghostscorpse

ghostscorpse
@ghostscorpse
"Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!" "Peki, sen ne görüyorsun bakalım?" "İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan."
Edebiyat
Reklam
Halil Serkan Öz'ün öğrencilerine miras bıraktığı okuma listesi
1. Karamazov Kardeşler | Fyodor Dostoyevski  2. Yeraltından Notlar | Fyodor Dostoyevski 3. Savaş ve Barış | Lev Nikolayeviç Tolstoy 4. Kroyçer Sonat | Lev Nikolayeviç Tolstoy 5. Madam Bovary | Gustave Flaubert 6. Aşk Üzerine | Stendhal 7. Kayıp Zamanın İzinde | Marcel Proust 8. Körleşme | Elias Canetti 9. Bulantı | Jean Paul Sartre 10. Yabancı | Albert Camus 11. Sisifos Söyleni | Albert Camus 12. Gazap Üzümleri | John Steinbeck 13. Şato ve Dava | Franz Kafka 14. Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar | Stefan Zweig 15. Böyle Buyurdu Zerdüşt | Friedrich Nietzsche 16. İnce Memed | Yaşar Kemal 17. Kurt Kanunu | Kemal Tahir 18. Buddenbrooklar – Bir Ailenin Çöküşü | Thomas Mann 19. Nietzsche Ağladığında | Irvin D. Yalom 20. Kolera Günlerinde Aşk | Gabriel García Márquez 21. Büyücü | John Fowles 22. Büyülü Dağ | Thomas Mann 23. Uğultulu Tepeler | Emily Brontë 24. Ulysses | James Joyce 25. Mrs. Dalloway | Virginia Woolf 26. Niteliksiz Adam | Robert Musil 27. Lolita | Vladimir Nabokov 28. Sebastian Knight’ın Gerçek Yaşamı | Vladimir Nabokov 29. Zorba | Nikos Kazancakis 30. Genç Werther’in Acıları | Johann Wolfgang von Goethe
Edebiyat
Şimdi ikimizin bir fotoğrafı olmalıydı, ama öyle duvara asmalık değil. Cüzdanda taşımalık da değil. Telefonda saklamalık hiç değil. İstiyorum ki kitap arasında unutmalık bir fotoğrafımız olsun. Bundan üç yüz yıl sonra, birisi o fotoğrafı bulsun ve desin ki: "Bir adam, bir kadına nasıl bu kadar güzel bakar?"
1000Kitap
"Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu."
Sayfa 72 - CAN YAYINLARI
Uyarı ⚠
Yaşam tarzınıza, kültürünüze, evlilik yapınıza ve bütçenize uymayan bir düğün, sizin düğününüz değildir, tribünün düğünüdür. 3 saatlik bir düğün için 3 yıl borç ödeyip, evliliğin en taze yıllarını elinde hesap makinesiyle geçirmenin var mı bir mantığı? İnsanlara güzel menüler, şık bardaklar, gelenlerin bile anlamadığı sırf elit görünmek için kültürüyle alakalı olmayan müzikler... On binlerce Liralık düğün yapıp, iki gün sonra eşinin altınlarını bozmak zorunda kalmalar. Kendin ol kardeşim; 3 saatlik bir düğünle kimsenin gözünde Level atlamazsın. Statün değişmez. 3 gün sonra aynı ortamda, insanların tanıdığı aynı insan olarak yaşama devam edeceksin. Kendini hırpalamaya, birilerine kanıtlamak için olmadığın düzeyi yansıtmaya, kendini yetersiz görmeye ne gerek var? Varsa, istiyorsan yaparsın. Yoksa asla olmadığın karakteri, sahip olmadığın düzeyi, kaldıramayacağını yansıtma. Seni seven, her halinle sever. Bir nikâh da yeter, sade bir davul zurna da. Olmadı kasetten bir oyun havası. Sadece düğün mü? Elbette değil Showroomda gördüğün koltuk takımlarını da alma hemen. Sonra evde kıpırdamak için yer bulamazsın. Mesela varsın orta sehpan olmasın. Gıcığım ben orta sehpalar bir iki kere kullanacağım diye niye 24 saat evin merkezini işgal eder ki? Her odayı doldurmak zorunda da değilsin. Zaten 2 yılda dolacak. Erken doldurursan esas ihtiyaçların için aldıklarını atman gerekecek. Geleneksel zevklere boyun eğme. İllaki perde halıyla, halı koltukla, elti gelinle uyumlu olmak zorunda değil. Bana kalırsa insanlar eşyayı evlendikten sonraki 2 yıl içine yaymalı. Bilmediğin bir sistemde neye ihtiyacın olduğunu nereden bileceksin ki? Bilemediğin için de tahmini alış-veriş yapacaksın( ya tutarsa). Misafir için özel takımların olmasın mesela. Senin kullanmadığın misafir kullanamaz hiçbir
Edebiyat