Puan vermedi·148 syf.··
2026 13. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 18:44
Bazı şeyleri kabul etmek gerek. Meselâ hepimiz Bilge Karasu okuyamayız. Okuyan bir çoğumuz, hepimiz Bilge Karasu'yu anlayamayız. Anlayanlarımız da sayıca az olabilirler. Bu çaba, bu gayret... Troya'da Ölüm Var, birkaç seneye yayılarak, 50'li yıllarda yazılmış ve yazarın da ilk eseri. Kitabın son bölümüne dek hiç de sıradan olmayan bir yazarla karşı karşıya olduğumuzu anlamamızı kafamıza nazikçe vura vura gösteren bir üslûpla Bilge Karasu edebiyat dünyamızdan içeri giriyor. İlk bölümler, bir romanın savruk dağınık parçaları olan ama ayrı ayrı da lezzeti alınabilecek bu öyküler, sesin akıp gitmesi, çağıldama anlamında, güzeller. Gördüğümüz şey, okuduğumuz şey; çocukluğunun beldesine dönen baş karakterimiz, onun çocukluk hatıraları ve adı geçen arkadaşların büyümeleri. Ancak birbirine kolayca ekleyemeyeceğimiz bu büyüme hikâyeleri olayları, akışları düz bir çizgide art arda sıralamayı oldukça zor bir hâle sokuyor, belli ki 70 sene öncesinin kalemi bunca zamana dayanabilmiş, eskimemiş bir hikâye, bir roman koyuyor önümüze, zira bugün de bu denli karmaşık, dilin bu kadar etkileyici şekilde kullanılabildiği eserler yazmak kolay olmasa gerek. Bu anlamda Bilge Karasu aslında bir günümüz yazarı. Eser, ölmemiş; bana mısın diyen okuru yakıp kül edecek denli güçlü bir ejderha haykırışı gibi . Kitabı okudukça, bağlantılar azaldıkça, sadece bazı şeyleri kavrar gibi kaldıkça okumayı istemediğimi anladım aslında. Kitabın yarılarında kişiler çoğaldıkça, aralarındaki bağlar daha net ortaya konmadığı için ya da ben bunu ıskaladığımdan kitaba devam etmekte zorlandım. 50li yıllarda eşcinsel duygular, arayışlar vb karmaşaları belki ancak bu şekilde anlatabildi yazar, dilin karmaşıklığı ve sadeliğin esamesinin okunmaması kimbilir ne denli zorluklarla dolu hayatındaki karmaşa ve
Troya'da Ölüm VardıBilge Karasu · Metis Yayınları · 2022765 okunma
9/10
·624 syf.··
2026 28. kitabı
Selam kızlar! Visal kitap yorumuyla geldim Konusu: Üniversite sınavına hazırlanan 20 yaşındaki Ahuşan abisinin ona sürpriz doğum günü hazırladığı esnada hoşlandığı çocuk tarafından kimsenin olmadığı tenha bir köşeye çağrılır. Gitmek istemeyen Ahu buna zorlandığındaysa yardımına abisinin en yakın arkadaşı olan Demir yetişir. O günden sonra ne Ahuşan Demir’e abi gözüyle bakar ne de Demir geçmişte bastırdığı hislerini tekrar bastırmaya niyetlidir. Yorumum: Beni bilen zaten Hümeyra’nın kitaplarını ne kadar sevdiğimi ve okumaktan asla bıkmayacağımı çok iyi bilirr.‍ Çünkü öyle bir anlatım tarzı var ki sanki kitabı okumuyorum bizzat yaşıyorum. Tüm duyguları iliklerime kadar bana hissettiriyor, kalbime işliyor. Bu yüzden Hümeyra kitaplarına karşı her zaman ayrı bir sempatim olacak Visal kitabını bu kadar geciktirmiş olma sebebimse, kim olduğunu hatırlamıyorum ama birisi bana bu kitap hakkında biraz kötü bir yorum yapmıştı ve ben bundan çok etkilenmiştim. Sanki okursam sevmeyecekmiş gibi hissediyordum ve hümeyra’nın kitabını sevmemek istemiyordum o yüzden bir türlü okumamıştım ama iyi ki bu önyargımı geç de olsa kırdım ve bu muhteşem kitapla, karakterlerle tanıştım. Bana onu diyen kişiyi bulursam aklıma çok hain planlar var ama bulamıyorum. O kişi haline şükretsin diyorum yani Visal’in de yine anlatım tarzı aşırı güzeldi. Kalın bir kitap olmasına rağmen okurken beni hiç sıkmadı ve tam aksine kitap okuyamama durumu içerisine girdiğim bir anda imdadıma yetişerek beni o korku dolu günlerin pençesinden kurtardı. Olayların işleniş tarzı, karakterlerin kişiliği ve birbirlerine olan tavırları kitabı aşırı büyük bir merak ve heyecanla okumama sebep olduu Demir… öyle güzel seviyordu ki ağzını her açıp Ahu’ya olan duygularını şiirsel diliyle aktardığında ağzım açık satırları okudum…
Visal - Ahu DöngüsüHümeyra · Dokuz Yayınları · 2024728 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·248 syf.··
2026 110. kitabı
Sevgili arsız ölüm Latife tekin Sevgili arsız ölüm Göç romanları okuyorum son zamanlarda,üçüncü gurbetliğini yaşayan birisinin gurbet türküleri dinleyip,gurbet hakkında çıkan edebi eserleri okuması sanırım yaşadığı yere entegre olamamasının göstergesidir. Latife tekin sevgili arsız ölüm adlı eserinde küçük bir kız çocuğu gözünden okurlara,göç,gurbet,yol,insanı büyülü bir havada anlatıyor. Romanda olayların bir kısmı Alacüvek ( Akçalı ) bir kısmı da adı belirtilmeyen bir şehirde geçmektedir. Tam olarak mekân ismi ve zaman verilmese de tarihin 1960 sonları olduğunu kapitalistleşmenin hızlanmış,olmasından ,göç olgusunun hızla evrilmesinden anlıyoruz. 1983 te yayınlandığında hatırı sayılır bir ses ve ün getirmiştir yazarına. Ana karakter dirmit kız ,ismi gibi farklı birisidir.dirmit in gözünden ,anası,ablası,yengesi,konu,komşu kadınlarının çektiklerini gözünden aksedecek,darbe ertesi Türkiyeli kadınların feminizme kayışının nasıl yazın dünyasında yer aldığını da irdeleyeceksiniz.ayrıca bir güzel tarafı da masal tadında sürüp gitmesidir. “Sevgili Arsız Ölüm” yazarın yaşamından doğar; kendisi şöyle ifade eder bunu; "1957 yılında Kayseri'nin… Karacefenk köyünde doğdum… Karacefenk'te sedirlerin altında cinler ve periler yaşardı. Çocukluğum onların arasında geçti. Gizlice onların derneğine girdim. Evlerini gezdim. Düğünlerine gittim. Dillerini, gündüz ve gece oyunlarını öğrendim…1966 yılında İstanbul'a geldim. Çocukluğum keskin bir acıyla ikiye bölündü sanki. Gerçekleşmeyen düşler, aralarında doğup büyüdüğüm insanları paramparça etti… Yedi kardeşin arasından titrek bir gölge gibi sıyrılıp liseyi bitirdim. Korku ve yalnızlığın içinden okula gitmenin bedelini ödedim. İnanılmaz savrulmalar, inkâr ve baskının bin çeşidi. Kente ayak uydurabilmek için boğuşup durdum. Her yanım yara
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Puan vermedi·291 syf.··
2026 5. kitabı
terapiye gidemiyorum diyenler için çok güzel bir kendi kendine yardım kılavuzu olmuş bu kitap!! hakan türkçapar bilişsel terapi alanında türkiye'de hatrı sayılır bir hocadır. bilişsel davranışçı terapiyi çok güzel özetlemiş ve herkesin anlayabileceği bir dilden konuşmuş. okuyun, okutun.
1000Kitap
Fark Et Düşün Hisset YaşaM. Hakan Türkçapar · Epsilon Yayınevi · 20191,945 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 7. kitabı
Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar? Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar? Yıllar kalbini dağlarsa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların? Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur? Evet size muhteşem bir kitap ile geldim. Şermin Yaşar'dan okuduğum ikinci kitap ve yine su gibi aktı gitti. Kitapta bir ailenin bütün fertlerini ayrı ayrı dinliyoruz. Herkes kendine göre haklı,herkes kendine göre haksız. En çok kime üzüldün derseniz Ethem derim Aslında hepsine ayrı ayrı çok üzüldüm gerçekten ama en çok Ethem'e üzüldüm. Okuduğunuz her sayfada mutlaka kendinizden çevrenizden bir şeyler bulacağınız şahane kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Okuyanlar arkadaşlarım varsa yorumlarda buluşalım ? Okuyacak olanları şimdiden kıskanıyorum Herkese iyi okumalar Çok bilmek de iyi değil. Söyleme bilmesinler İnsan böyle bir şey.Nerede,hangi yaşta olursa olsun,kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yaşamak ayrı dert, yaşadığını anlatamamak ayrı dert.Anlatsan,seni anlayacakları bile şüpheli. İyi olduğunuzda herkes sizin salak olduğunuzu düşünür. Sessizlik gürültüden çok daha ağır bir şey. Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor. Olduğum yerde olmak istemiyorum ama olduğum yerden çıkıp gidemiyorum da. Al eline bir kitap,çekil kenara.Kavga mı var,gürültü mü var,hiç karışma.. Ve daha nice nice güzel alıntılar. Alıntısı bol olan kitaplar=
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
8/10
·200 syf.··
2026 10. kitabı
Şermin Yaşar’ın kalemiyle tanıştığım bu eseri o kadar hızlı okudum ki nasıl bittiğini anlayamadım bile. Dışarıdan çok güzel görünen, kalabalık ve her hafta bir araya gelen bu ailenin her ferdinin olaylar karşısındaki düşüncelerine tanık oluyorsunuz. Her birinin sesini adeta kulaklarınızda duyuyorsunuz. Bu da okurken empati kurmanızı kaçınılmaz hâle getiriyor. Sayfalar ilerledikçe sürekli şaşırıyorsunuz. Başta “Bu da yapılır mı?”, “Burada haklı olan belli” dediğiniz pek çok olayda, işin diğer tarafını görünce düşünceleriniz değişmeye başlıyor. Bir bakıyorsunuz, ona da hak veriyorsunuz. Çünkü bu hikâyede ne tamamen suçlu biri var ne de bütünüyle masum. Herkes kendi açısından mağdur; herkes biraz kendi hikâyesinin kurbanı. Aslında yaşanan olayların ne kadar çok görünmeyen yüzü olduğunu bir kez daha fark ediyorsunuz. Anlamak ve anlaşılmak yerine çoğu zaman kaçmayı seçtiğimizi de… Kitaba dönecek olursam, anne ve babanın çocukların dünyasında ve karakterlerinin şekillenmesinde ne kadar önemli bir rol oynadığına da güçlü bir şekilde şahit oluyorsunuz. Gerçekten hiçbir şey göründüğü gibi değil. Olayların arkasında söylenmemiş gerçekler ve süslenmiş yalanlar var. Herkes kendince biraz haklı. Kurgusunu da anlatımını da çok sevdiğim bir kitap oldu. Kitaptaki en sevdiğim karakter ise Ethem’di. Onun hikâyesi gerçekten içime işledi. Okumanızı gönülden tavsiye ederim. Peki siz, bu ailenin derin sırlarını okumaya var mısınız? “Ne büyük bir karanlıkmış yalanlarımız. Bütün pencerelerimiz açıldı birbirimize.” “Yapayanlış örülmüş bir hırka giymişim yıllardır, onunla ısınmaya çalışmışım gibi hissediyorum kendimi.” “Olduğum yerde olmak istemiyorum ama olduğum yerden çıkıp gidemiyorum da.”
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma