Puan vermedi·168 syf.··
2018 84. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2018 00:00
Ferican İki Mevsim, ismi gibi ayrı duyguları, aynı anda yaşatan bir tarza sahip. İlk sayfalarda olayları anlatan karakterin, kendinden öncesini de yaşamışcasına aynı kalıpla anlatmasını garipsedim. Alışınca son sürat devam etti. Yaşananlar, karakterlerin güzel yansıtılması, okuyucunun kıyıdan köşeden kendisinden bir şeyler bulması, bizden olan sevdiğimiz türkülere yer verilmesi, samimiyeti, sıkmadan akıcı bir şekilde okumamı sağladı. Mirza. Eylül'ün oğlu. Onun gözünden görerek başlıyoruz kurguyu anlamaya, onun hayatındakileri tanımaya. Ailesini anlatıyor bize, her ferdini ayrı ayrı, artıları ve eksileriyle birlikte. Yaşadıkları yerden ayrılmalarına vesile olan olaylar, yabancı olmadığımız, kim bilir kaç kişinin yaşamak zorunda kaldığı hayatları anlatıyor. Sonrasında yeniden hayata tutunma çabaları, aile içi çatışmaları, o çatışmalara rağmen birbirlerine sahip çıkmaları çok güzel işlenmiş. Şubat'ın kızı Pınar dahil oluyor Mirza'nın hayatına. Çocuksu atışmalarla başlayan, birbirlerinden gizledikleri aşkları Mirza'nın itirafından sonra boyut değiştiriyor. Aynı acıları, kayıpları yaşamamak için, hep daha iyi olmalı diye söz veririz ailelerimize. 'Kendini kurtar' derler hani. Bazen bunu yaparken yaşamayı unutuyor muyuz acaba? Bize ait olan ya da ailelerimizin aşıladığı hırslarla yolumuza devam ederken neleri göz göre elimizin tersiyle itiyoruz? Belki bir yere kadar doğru, ama fazlası? Kitabın sonu az çok tahmin edilebilir durumdaydı, yine de çok şaşırdım. Yazarla aynı sonuca varmışız ama gidiş yönlerimiz o kadar farklıydı ki, devam kitabına olan merakım katlandı. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Ferican İki MevsimAdil Güneş · Cinius Yayınları · 201844 okunma
Live, dear reader. Live.
10/10
·702 syf.··
2026 29. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Olmaktan korktuğum yerdeyim maalesef muhteşem bir fantastik serinin sonuna geldim. Bitmemesi bu dünyadan kopmamak için büyük uğraşlar verdiğim araya sayısız farklı tür kitap dünya karakter sıkıştırdığım ama bitirmekten de kendimi alıkoyamadığım bir güzel macera idi. Uzun bir seriye kendine adamadan önce serinin son kitabının yorumlarına bakarak sonu beğenilip beğenilmediğine göre karar veren benim gibilere demek istiyorum ki; başlayın ben sizin arkanızdayım bu muhteşem seriye başlayın ve asla pes etmeyin sonunu görün. Ama ilk kitabınız Throne Of Glass değil kesinlikle The Assassin's Blade olsun. The Assassin's Blade'in ilk kitap olarak okunmasını savunacağım son nefesime kadar. Kim ne derse desin bence ilk bu novella niteliğindeki kitapla başlanmalı çünkü bu kitap hiçbir spoilera maruz kalmadan okunmalı. Kronoloji, duygusal etki ne derseniz diyin bunun birçok nedeni var spoiler olmasın diye detaya girmeyeceğim ama beni dinleyin. Neden böyle tavsiye ettiğimi seriyi yarıladığınızda anlayacaksınız. İlk olarak okuyup pişman olanı da görmedim onu da söyleyeyim. Ayrıca kitabı evde okuyun ve sonlara doğru mendillerinizi hazırlayın. İş bu tarih olmuş hala TAB kitabının yasını tutuyorum gördükçe içim buruluyor belirtmek isterim. Bu seriyle ilgili söyleyebileceğim tek kötü şey daha önce Empire Of Storms yorumumda da belirttiğim gibi maalesef Türkçe baskısı. Bu yayınevi sayesinde kitapları orijinal dilde okuma alışkanlığı kazandım İngilizcem gelişti bu konuda teşekkürlerimi sunmak isterim. Emeğe saygım var ancak Türk okuyucularına böyle kötü bir baskıyı layık görenleri asla affetmeyeceğim. Çevirmeni kitapların hem orijinal metnini hem kendi çevirisini yanyana koyup tekrar baksın bana hak verecektir. Özellikle son kitapların bir editörün elinden geçtiğine inanmak dahi istemiyorum.
Kingdom of AshSarah J. Maas · Bloomsbury YA · 20181,431 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Nobel için Kırk Takla
Puan vermedi·560 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 17:12
Kitap çok güzel bir kurguya sahip.3 ayrı hikayeyi hatta 3 ayrı romanı birleştirip tek çatı altında bulusturmayi başarmış yazar.Edebi değer olarak ise; asıl kahraman olan Artur oldukça başarılı ancak diğer hikayeler Züleyha ve Narinin birçok yerinde ortaokul hikaye kitabı tadında kalmış metinler..Ozellikle Narin in Ezidi yaşlı kadın ninesi o kadar yapmacık kalmış ki sormayın. Kitab bir damla suyun binlerce yıllık yolculugu gibi büyük bir temayı işlemiş. Fakat zalım Nobel için her kese mavi boncuk dağıtılmış.Eşcinsel bir kahraman bile eklenerek Netliks dizisine de dönmüşüz kitapta. Türkiye,Türkler ve İslam dini ile ilgili olumsuz duygu oluşturacak şeyler pompalanmıs bir güzel ,ordada vazife yerine getirilmiş,Türk kültürü örselenmiş biraz. Tamam çok matah bir halimizde yok da "Gece Yarisi Ekspresi" kepazeligindeki polis algisi yine ve yeniden parlatilmis. Isid katillleri ve katliamları anlatılırken onları besleyip büyüten ABD kahraman ,kurtarıcı, iyilik meleği gibi yaldizlanmıs malesef kine. Rambo bacılık da yapılmış en fistanlı haliyle.Tarih hırsızı ingilizlerin ve Fransizlarin çalıp çırptığı ve onlarla kurdukları koca koca müzelerin içinde ki eserlerin neden çalınıp taşındığı bir cümle ile geçiştirilmiş.Ortadogululara orda da giydirmiş Elif hanım. Ermeni meselesine dokunamamişlar aslında orayada bir göz kırpsaydı nobelle ilgili hiç bir şüphesi kalmazdı. Elif Şafak iyi bir yazar,kurgular ve olayları özümsemiş çok başarılı,kültürlü. Kaynakça bile adam dövmelik ,sayfalar dolusu hazırlanmış.Okurken enstanzibullah dedirtiyor hakkını teslim etmek gerekir. Ama ,fakat ve lakin yetmez bacım .Ortadogulu amca karakterleri,saçma sapan yaşam biçimleri nedir öyle. Çabani takdir ederler ama Nobeli şimdilik vermezler.Kitabin ismi Gökyüzünde Nehirler Var çok başarılı bir
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,702 okunma
sonunu beğenemedim, biraz bayıcı.
abi Aslı'yı anlayamıyorum ya. iki kitap boyunca özgürlük de özgürlük dendi. Tugay'ın şöyle bir sözü vardı imkansızlıklar imkan dahilinde diye. Sonuç peki? Yoktu. İkisi de öldüler. Tamam demiyorum ki çiçekli böcekli bir son olmalıydı ama böyle bir son katiyen olmamalıydı. İkisinin yaşadıkları şeyler sonrası mutlu mesut yaşaması hayli imkansızdı ama ölmeleri gerekmiyordu yani. Kaçıp kendilerine yeni bir hayat kurabilirler ve yavaş yavaş travmalarını geride bırakabilirlerdi tamamen olmasa da. Ayrıca kitap bir yerden sonra çok baymaya başladı. 1000 küsür sayfa okumaya kesinlikle değmez. Ben yarıda bıraktım zaten, sonra yaşananları internetten baktım. Ancak yazım dili olsun betimlemeler olsun dinamikler olsun kitap güzel yazılmıştı. Sadece senaryonun gidiş şekli bence güzel değildi ve kitap daha çok bittersweet bir son hak ediyordu. Kötü son olsun popülerite kazansın çok konuşulsun diye yazılmış gibi hissettirdi bence.
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,829 okunma
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Eşekli Kütüphaneci / Fakir Baykurt Yunanistanlı Dimitrios, büyükannesi ve büyükbabasının yıllar önce yurtlarından göçe zorlandığı topraklara Ürgüp’ e gider. Ürgüp’te ilk dostu Mustafa Güzelgöz ve ailesi olur. Mustafa Güzelgöz, Ürgüp’te köyleri eşeği ile gezip seyyar kitapçılık yapıyor, kadın, erkek, çocuk herkese kitap okuma sevgisini aşılıyor. Onlar için kitap bulma ve ulaştırma çabasıyla yanıp tutuşuyor. Dimitrios ve Mustafa Güzelgöz’ ün dostlukları sınırlar ötesini aşıyor. İki ülke birbirleri ile geliş-gidiş yapıyor. Eşekli kütüphaneci Mustafa Güzelgöz, herkes kitap okuyabilsin diye kapı kapı gezip elinden gelinin fazlasıyla emek harcıyor. Bu emeğinin karşılığı olarak her zaman güzel anılacak. Fakir Baykurt’ tun okumuş olduğum ilk kitabı, inanılmaz akıcı, inanılmaz yaratıcı ve etkileyici. Öykünün gerçek olduğu söyleniliyor, bilmiyorum araştırmadım ama benim için Mustafa Güzelgöz gerçek olamayacak kadar mucize. Sevgili okur, eğer bu kitapla tanışmadıysan hemen edin ve oku. Bayışacaksın..
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
6/10
·168 syf.··
2026 17. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 16:04
Enteresan bir kurgu kabul edıyorum. Başta cok keyıflıydı ve merak uyandırdı. Bı kafe var bır masası, masada kıtap okuyan bır hayalet var kafe gecmıse goturuyor ınsanları ve varsa pişmanlıklarını iyileştiriyorlar. Ben de olsaydım kıtapta gıdermıydım acaba gecmısın bır sahnesıne dıye dusundum. Herhalde gıtmezdım de merak etmenın zevkını yasardım. Cunku kurallar var gecmıse gıtmenın. Ve uymamanın cezası var. Bır de bı kural var kı secemezdım ben hangı sahneye gıdecegımı; 1 defa gecmıse gıdebılıyorsun. Söyle bir durumda var kı her gecmıse gıdıs tekrar edıyor bazı sahnelerı bu benı sıktı bırı daha gecmıse gıtmek ısteseydı heralde okuyamazdım tadında bıttı :D
Elveda Demeden ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025613 okunma