Tüketim olmazsa üretim, tasarruf olmazsa yatırım olmaz. Yatırım olmayınca üretim artmaz, üretim artmayınca ekonomik büyüme olmaz, ekonomik büyüme olmayınca toplumun refah düzeyi yükselmez. Bu durumda tüketimi mi teşvik etmek gerekir, tasarrufu mu? Bu sorunun tek ve kesin bir yanıtı yoktur. Yanıt ekonominin durumuna bağlıdır. Eğer ekonomide enflasyonist bir gidiş varsa tasarrufları, deflasyonist bir gidiş varsa tüketimi teşvik etmek doğru olur. Eğer tüketimi artırmaya karar verilmişse vergileri düşürmek gerekmez mi? Vergiler düşürülürse, bu kez bütçede ortaya çıkacak açığın karşılanması sorunu doğar. Ekonomik amaçlar birbiriyle çelişir. Ekonomi politikası bu çelişkiler arasından bir amacı seçip onu yakalamaya çalışır. Siyaset ise seçilen amaç ve feda edilen amaçlar konusunda toplumu ikna etmeye çabalar
Doç. Dr. Mustafa Uzun anlatıyor.. Benim Hocayla asıl yakınlığım "Tasavvuf" kitabının yazımı ve yayımı sırasında oldu. Bu kitabın hazırlandığı günlerde ben Hoca'nın Feneryolu'ndaki evine çok gittim geldim. Hem Yüksek İslâm'dan öğrencisi, hem de kitabın yayıncısı sıfatıyla. O sıralarda dikkatimi çeken şeylerden biri şuydu. Her gidişimde bana dolmuş ücreti üzerinden gidiş-dönüş parası verirdi. Tabii biz böyle şeye alışık değiliz. Ben kaç sefer almak istemedimse de, Hoca israrla: Hayır, dedi, sen buraya benim için gelip gidiyorsun. Bu parayı alacaksın! Hocam, geliyorum ama, ben sizden istifâde ediyorum! Ayrıca yemeğinizi yiyorum, çay içiyorum... Eğer hesaba vurulursa ben size borçlu çıkarım!... Filân dedimse de, Mahir Hoca, aynı ısrarla: Hayır, sen buraya benim için geliyorsun, dedi diretti. -Tarikat-ı Furkaniyye derdi Hoca kendi meşrebine- Tarikat- Furkaniyye'de esas, insanın kendi (nefsi) için uygun gördüğünü, kardeşi için de uygun görmesidir. Sonraa... Kitabı bastırdık, satışa sunduk. Kitaptan elde edilen ilk parayı kendisine götürdüğüm zaman Mahir Hoca beni, Kadıköy'de bir tatlıcıya götürdü. Osman Ağa Câmii civarında o zamanki adı Çömçe olan bir yere gittik. Herkes tanıyor Hoca'yı orada -Buyurun efendim buyurun! Hoş geldiniz, ne arzu edersiniz? -Biz künefe yiyeceğiz dedi hoca. İlk defa o gün, orada künefe yedim ben.
Reklam
İnsanı yoran şey sadece gidiş gelişler ve kararsızlıktır. Her eylem insanı özgürleştirir, en kötü eylem bile hiçbir şey yapmamaktan iyidir.
Sayfa 185
İki biletti hayat... Bir geliş, bir gidiş. Gerisi boş !
Sayfa 259·Kitabı okudu
Ben bunu nerdeyse 5 sene önceden biliyordum..
İncelediğimiz 54- Kamer Suresi 1. ayetten Kuran’ın sonuna kadar 1389 ayet geçmesi çok ilginçtir. Çünkü Ay’a gidiş hicri takvime göre 1389 yılında gerçekleşmiştir
Sayfa 89 - İstanbul Yayınevi·Kitabı okuyacak
Alıntı
Kitap okumak, dağa tırmanmaya benzer. . . . Okumak yalnızca keyif almak, heyecan duymak değildir. Bazen her satırı inceler, aynı metin içerisinde gidiş gelişler ya­ parak tekrar tekrar okur, başını iki elinin arasına alarak iler­ lersin. O bunaltıcı süreç sonunda birden görüş alanın açılır. Uzun mu uzun dağ yolunu tırmandıktan sonra tüm manza­ rayı görebilir hale gelmek gibi.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam