mit, masal ve hikayenin arkeolojisi
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2022 16. kitabı
"İnsan, dünyayı, yaşamı anlamak, açıklamak hastalığından mustarip trajik bir varlıktır. Bunun nedeni ise yitirdiği kendi anlamını bulmak, yaşamın içindeki konumunu arzuladığı ve olmaya çalıştığı şeyi gösterecek biçimde inşa etmektir. Logos sorunu, bilme ve kavrama, mantıklı açıklama, kendini inşa ve ikna etme ihtiyacı, insanın çaresi olmayan bir hastalığıdır." İnsan, hayvan-insan olduğu dönemlerde, doğanın bir parçasıydı, ölümlülüğünün bilincinde değildi ve bu sebeple henüz cennetten kovulmamıştı. Doğadan ayrıksı değil, doğaya içkindi. Sonsuzluğa sahipti ve sorunsuzdu. Ancak bir kırılma noktası yaşandı ve insan alet üretmeye ihtiyaç duydu. Aletin varlığı, nesne-özne dualizmine sebep oldu ve insan, doğanın bir parçası olmayan ayrıksı bir özne olduğunun bilincine varmaya başladı. Bu saatten sonra geri dönüş yoktu. Sorular sormaya başlayan insan türü, korkunç bir anlam arayışı içine girmişti. Neden buradaydık? Ve nereye gidiyorduk? Bu soruların cevabını doğal yollarla cevaplandıramayan homo sapiens, simgesellik ihtiyacını giderecek bir dil inşaasına girişti. Arkaik dili arkasında bırakıp yeni bir dil icat etti. Öyle ki artık problemlerini anlatılarla, hikayelerle cevaplandırabilecek, herkesin içine su serpecek ve yaşam arzusunu perçinleyecekti. En ana problemi, neden bu dünyada olduğunu anlamlandırma çabası olan insan, en kadim hikayelerinde ve mitlerinde bu sorunu çözmeye çalışır. Fakat sadece bununla yetinmez ve topluma şekil verecek, toplumun başka problemlerine çözüm olacak daha birçok anlatıyı üretmeye devam eder. Bu anlatıların büyük bir ihtiyaca karşılık gelmeyenleri kaybolup unutulur ama en evrensel olanlar ve en temel sorunlara cevap olanlar binlerce yıl anlatılmaya devam eder. Mesela Gılgamış Destanı gibi. Ölümün farkına varıp derbeder olan yüce insan
Homo Narrans: İnsan Niçin Anlatır?İsmail Gezgin · Redingot Kitap · 2020351 okunma
Azra Kohen - Gör Beni
5/10
·592 syf.··
2020 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2020 18:35
Bugün Azra Kohen’in kitabıyla devam edeceğiz. Gerçekten iyi ki varsın Azra diyebileceğim bir kitap. Ve bugün ilk defa satır arasında siz dinleyici olarak dinleyeceksiniz ama ben biraz Azra’ya karşı konuşmaya çalışacağım. Ben gerçekten hayatımda iyi ki varsın Azra, ben böyle eğlence görmedim dediğim bir kitapla karşı karşıyayız. Hoş tabi benim için yeni bir kitap bu. 290 bininci baskısı elimde. Fe, Çi ve Pi üçlemesiyle meşhur olmuş Azra Kohen efendim. Bildiğiniz üzere Netflix’te de sonradan dizi filmi çekilmiş. İçeriği beğenmediğim için, yönetmenini, senaryosunu vesairesini dava açmış. İşin enteresan tarafı İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyonculuk Bölümü’nü bitiriyor Azra ama sonrasında bir davranış bilimleri eğitimi alıyor. Bu tarafı anlıyoruz. Sonra geri dönüp romana başlıyor ama romanlarındaki bir tarafından Da Vinci’yi tutma çabası, bir tarafından Aziz Nesin güldürüsü, bir tarafından aman tarih bilgisi vereyim derken gerçekten Türk roman tarihinde böyle eşine az rastlanır bir serüven süreci okuyacağız. İki devrin hikayesini okuyorsunuz. Ben aslında hikayenin çok fazla içine girme niyetinde değilim açıkçası. Çünkü hikayelerin arasında anlatılan şeyi anlatmak bile müthiş bir zevk verecek hepimize bugün. Ve ne okuduk da bu kadar muhteşem bir noktaya ulaştık oraya bakacağız efendim. İki tane ayrı hikaye olduğuna bakmayın. Sonuçta birbiriyle kesişen iki tane hikaye aslında. Sonunda hikayeler birbiriyle kesişiyor, yakın bir dönemde yaşandığı izlenimi verilmeye çabalanıyor bir taraftan, bir taraftan cumhuriyet tarihi, cumhuriyet kadını, şeriat kafasında Osmanlı kafasında olan bir başka anlayış. Bunların arasını da bozduğu iddia edilen İngilizler arasında geçen olayı tam çözümlüyoruz dediğinizde, sizi yeni bir mecraya ve yeni bir kucaklara gayret eden, içinde hayatımızda
Kültür-Sanat
Gör BeniAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 202019,3bin okunma