### 1. Giriş ve Retorik Sorular (Tipik AI Başlangıcı) * Metin: *"Merakla başladığım bu kitap, benim için gerçek bir başyapıt oldu... Peki bütün bunların içinde bizi ayakta tutan şey ne? İşte bu kitap, tam da bunu anlatıyor."* * Neden AI? Yapay zeka, bir konuya giriş yaparken sıklıkla retorik sorular (cevap beklemeden sorulan sorular) kullanır ve ardından "İşte bu kitap bunu anlatıyor" gibi iddialı bir köprü kurar. "Gerçek bir başyapıt" ifadesi de oldukça klişedir. ### 2. Özetleyici ve Genelleyici Dil * Metin: *"İnsanın Anlam Arayışı, Viktor Frankl'ın toplama kampında yaşadığı deneyimleri ve bu zorlu koşullar altında insanların hayata nasıl tutunduğunu anlatıyor."* * Neden AI? Bu cümle, kitabın arka kapak yazısına veya Wikipedia özetine çok yakındır. Kişisel bir yorumdan ziyade, kitabın ne hakkında olduğunu nesnel bir dille özetler. ### 3. Soyut Kavram Tekrarları (Tematik Doldurma) * Metin: *"Umudun, amacın ve yaşam nedeninin insanı en karanlık zamanlarda bile ayakta tutabileceğini gösteren..."* ve *"Bir umut, bir amaç ya da bir anlam; insanın yeniden filizlenmesine ve hayata bağlanmasına yetebiliyor."* * Neden AI? Yapay zeka, metni derinleştirmek için "umut, amaç, anlam, irade" gibi soyut kavramları listeleyerek tekrar etme eğilimindedir. "Yeniden filizlenmek" gibi metaforlar, AI'nın "etkileyici yazma" modunda sıkça kullandığı süslemelerdir. ### 4. Şablonel Değerlendirme Kalıpları * Metin: *"Her şeyin elinden alındığı bir ortamda bile insanın elinde kalan tek şeyin kendi tavrı olduğunu anlatması gerçekten düşündürücü."* * Neden AI? "Gerçekten düşündürücü" ifadesi, yapay zekanın somut bir örnek veremediği durumlarda kullandığı "güvenli" bir yorum kalıbıdır. Hangi kısmın neden düşündürdüğüne dair özgün
1000Kitap
En güzel kitap giriş cümleleri - 1
”istanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana aşığım.” Aşka aşık olanlara.. Sait Faik AbasıyanıkSait Faik Abasıyanık
Alıntı
Reklam
Yeni günden merhabalarrrrr Bugün çok yorucu değildi elhamdülillah Rojda kliniğe geldi 2 gibi 5.30 a kadar beraberdik sonra yürüyüş yaptım eve kadar yolda Yoncaya yazdım klinikte değilmiş kapatmışlar, eve geçtim yemekten sonra balkonda duygusallaşıp ağladım saçma sapan ajjajajajajj sonra bir sürü kıyafet denedim bu pazar Esranın ablasının kınası var ona gidicem ekstra bir sürü kombin yaptım yoruldum şimdi anam Ayla abladan döndü kapıdan içeri giriş yaptı elhamdülillah. Anamı çok seviyorummm bu arada bu gece yeni bi diziye başlamak istiyorum önerin varsa yazar mısınnnnn 😊😊😊
Hep bağlantıda hata olur zaten
Sadece 12 sayfalık giriş kısmını okudum, kendime geldim.
İlk sayfalarını titrek mum ışığında okudum… (Romantik olsun diye söylemiyorum. Titrek mum ışığını da sevmem. Dikkatim dağılıyor okurken. Elektrikler kesikti. Telefonumun da şarjı bitti. Yapacak bir şey bulamadım. Hatta bir ara göbeğimle ritim tuttum. Kız kardeşim, sıkıntıdan göbeğinle ritim mi tutuyorsun, dedi. Onayladım. Devam ettim sonra. İyi bir ritim tutturmuştum. 🥁 Neyse sonra dedim, mum yakıp kitap okuyayım. Kız kardeşimin odasından mum aldım. Şiirli mummuş onlar. Geri aldı. Şiirsizini verdi. Cahil gibi oldu bana verilen mum. Halbuki erirken o da çevresini aydınlatıyordu. Ne gereksiz edebiyat kastım. Geri alıyorum. Silmeyeceğim ama. Yazdım bir kere. Biraz da hoşuma gitti şimdi.) Kitabın fotoğrafını attım, altı boş kalmasın dedim. Daha da boş olmamıştır inş. Bir de alıntı atayım, dengelesin iki gözümün yazarı: “ Romanlarınızdaki karakterler sizinle beraber yaşamaya devam ediyor mu? Bunu sordu. Bir düşündüm, romantik bir cevap mı versem, muzip bir cevap mı versem, yoksa hakikati mi söylesem. Hafif sol çaprazımdaki Mehmet'e baktım. Sinsice bunu sen istedin der gibi bakıyordu bana. Mustafa en arkalarda bir yerlerdeydi. Kafasını eğmişti, dinlemiyordu bizi. Sorunun sahibi genç kıza döndüm. Hakikati söyledim. Tabii ki hayır. Onlar yazdığım romanlardaki olayları, anlatmak istediğim olgular anlaşılsın diye yaşamak zorunda olan kurmaca karakterlerdi, yazdım ve onlarla işim bitti. “ Delirmeler SarayıDelirmeler Sarayı Güray SüngüGüray Süngü Mehmet'i Sakatlayan Serçe ParmağıMehmet'i Sakatlayan Serçe Parmağı Dördüncü Tekil ŞahısDördüncü Tekil Şahıs İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdırİbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır Düş KesiğiDüş Kesiği
Alıntı
Doğu klasiklerinde bir eserin "müellif eliyle fiziken bitirilmiş olması" Batı'daki gibi katı bir sınır değildir. Eser bir kez zuhur etti mi, artık o bir şahsın malı olmaktan çıkıp bir "gelenek yatağına" dönüşür. Tahirü'l-Mevlevî’nin ömrünün vefa etmediği o muazzam Mesnevî Şerhi’ni Şefik Can’ın tamamlaması, bir bayrak yarışından ziyade aynı manevi kaynaktan beslenen iki ruhun tek bir kalemde erimesidir. Okuyucu, üsluptaki o muazzam sadakati gördüğünde iki ayrı yazar değil, tek bir nehrin akışını hisseder. Firdevsî, Dakîkî’nin yarım kalan bin beytini Şahname’nin gövdesine katarken ne kadar doğal davrandıysa, sonraki yüzyıllarda gelen şairler de Sistan Silsilesi (Gürşaspnâme, Berzûnâme vb.) ile Şahname evrenini öyle genişletmiştir. Tıpkı Hammamizade’nin ayinine eklenen yeni bir terennüm gibi, metin asıl gövdeye kaynamıştır. Tarih boyunca İsmail Ankaravî gibi büyük şârihlerin bile üzerine eğildiği, kiminin reddettiği, kiminin ise manevi bir feyizle şerh ettiği bu tartışmalı "7. Cilt" (Cild-i Sâbi) meselesi, yapısal bir "giriş ve davet" olabilir. Hazret-i Mevlâna o kapıyı aralamış, metafizik alemin sırlarına dair o ilk kıvılcımı bırakmış ve gerisini, o nehrin suyundan içen sonraki nesillerin irfanına devretmiş gibidir. Sonradan yazılan o 7. cilt denemeleri, asıl esere sızmaya çalışan birer "sahtecilik" değil; aksine Dede Efendi’nin ayinine kendi ismini gizleyerek melodi ekleyen o isimsiz bestekârların teslimiyetidir. Eser donmuş bir heykel olmadığı için, o yatak her yüzyılda yeni bir şairin tekmilesiyle çağlamaya devam etmiştir.
Edebiyat
Reklam
Reklam