Firkatnâme
Bir şeb ki hicrin ile yine bağrım odlara,
Düştü gönül, perîşân olup kaldı yâdlara.
Gittin; ardından ömrümün iklîmi güz oldu,
Yaprak yaprak döküldü hayâlim murâdlara.
Bir sen değildin aslında kaybolan ufkumda,
Sensiz ben de karıştım unutulmuş diyârlara.
Her dem adınla açtı içimde bin eski yara,
Merhem diye uzandım yetişilmez bahârlara.
Deryâ misâli coşsa da gözlerimde hasret,
Ermedi bir damlası sen diye kurak çöllere.
Mecnûn'a sordum aşkı; dedi: "Yol budur ey dil,
Vuslat bir anlık ziyâdır, aşk mahkûm yıllara."
Ben derdimi geceye, gece sessizliğe verdi,
Sessizlik aldı götürdü cevapsız suallere.
Bir gün olur da dönersen bil ki değişen yok;
Hâlâ adın yazılıdır gönlümdeki taşlara.
Lâkin ne sen eskisisin, ne ben o eski ben;
Zaman da secde etmiş geri dönmez kararlara.
Ey yâr, ayrılık sandığın şey yalnız mesâfe değil,
İnsan bazen en çok severken düşer firkatlere.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Uzaklığın Gölgesi
Adını anınca akşam iner içime,
Sessiz bir yağmur olur eski günler.
Bir gülüşün kalmıştır avuçlarımda,
Ne tutsam, ne bıraksam sen diye titrer.
Rüzgâr geçer sokağından habersiz,
Ben her esintide yüzünü ararım.
Geceler, yıldızları saymayı bıraktı,
Ben hâlâ yokluğunda sana varırım.
Bilirim, bazı yollar kavuşmaz belki,
Bazı mevsimler yarım kalır ömrümüzde.
Ama aşk dediğin biraz da özlem değil mi?
Birini yanında değilken büyütmek yüreğinde.
Sen uzak bir ışık gibi yanarsın içimde,
Ne sönebilirsin ne de dokunabilirim.
Bu yüzden her sabah adınla uyanır,
Her gece sana kavuşmayı düşlerim.
Türk tarihinde heterodoksi, yani heterodoks İslâm, Hristiyanlıkta olduğu gibi din âlimleri arasında birtakım teolojik tartışmalar ve ihtilaflar sonucunda teşekkül etmiş bir din algısı, yorumu değildir. Konar-göçer zümrelerin şifahî kültüre dayalı, mitoloji ağırlıklı, İslâm öncesi sosyal ve dinî inanç geleneklerinin hakimiyetindeki bir İslâm algısıdır.