Gölge-i Vuslat
Bu gönül bir dergâhtır ki kapısı yok, yolu sensin,
Her secdemde çözülen sır, bil ki hep o gülü sensin.
Ne aynada suret arar ne de cihânda bir nişân,
Gördüğüm her yüz silinir, geriye kalan dili sensin.
Aşk bir ateş sanılır da yakar sanma yalnız beni,
Yanan her zerre-i cânın aslında hem külü sensin.
Geceler iner üstüme, yıldızlar susar birer birer,
Her susan gök parçasının ardında saklı nidası sensin.
Ne kelâm yeter bu hâle ne de kalem anlatabilir,
Yazılan her harfin bile içindeki aslı, özü sensin.
Ben ki bir yok hükmündeyim, varlığım senle kaimdir,
Silinen her benlik izinde kalan tek hakîkati sensin.
Rüzgâr olur eser durur, adını taşır dağlara,
Savrulan her yaprağın bile unutmayan ezeli sensin.
Ne zaman ki benlik düşer, perde perde açılır sır,
Görünen her hakikatin ardındaki tek gizli sensin.
Alp bu cihan bir hayaldir der, uyanmak mümkün değildir,
Rüyadan uyanan aklın bile en son bildiği sensin.
Ne başlangıç ne nihâyet, ikisi de bir noktada,