Alp Turan Gezer

Alp Turan Gezer
@M_Alpturan
Kendince yaşıyor...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ötüken'de Şeb-i Tefekkür Şeb çökmüş Ötüken üzre, gök susar, yer dinlerim, Kök Tengri'nin sükûtundan kalan aksi dinlerim. Yel eser çamlar içinde, eski bir kopuz gibi, Her nefeste alp atamdan bir hazîn destan duyarım. Umay'ın nûru çekilmiş sanırım bu menzilden, Saye-i gamda bugün ben kendi bahtımca yaşarım. Sisler ardında görünmez kutlu yollar, kutlu izler, Boz kurdun ayak sesini rüyâlarda ararım. Derler Erlik gece vakti korku salar cân içine, Ben ise en çok gönülde gizlenen hüsrânı tanırım. Bir kuru dal titrer iken ateşin son korunda, Sanki yüzyıllık bir yurdun hatırâtın anarım. Ey Ötüken, ey mukaddes yâdigâr-ı ecdâdım, Her taşında ayrı bir sır, her yelinde bir âhım. Tan ağarsa belki yine kut iner bu gönlüme, Şeb ne denli yeldâ olsa, doğar elbet subh-ı dem. Alp Turan
Şiir
Bahr-i Aşk Dil verdiğim o yâr-ı hakîkat-nişâne ben, Her dem onun cemâliyle mest ü terâne ben. Bir katre sandılar beni ummân içinde hep, Bildim ki bahr-i aşka düşen bir fesâne ben. Gönlümde yandı şem-i muhabbet gece gündüz, Pervâne-veş o nûra dönen âşıkâne ben. Zâhirde hâk ü hâr ile örtülse de yolum, Bâtında gülşen-i ezele bir nişâne ben. Mecnûn deyip geçenlere güldüm bu menzilde, Leylâdan özge sırra tutunmuş zamâne ben. Her zerrede tecellî eden kudreti görüp, Hayretle açılan nice bâb-ı hikâye ben. Dünyâ sarâyı gölge imiş, geçti rüyâ-vâr, Bâkî kalan o yârin adında terâne ben. Vuslat ümîdi besler iken cânı her nefes, Hicrân ile pişen bir eski peymâne ben. Ey gönül, incinme eğer yollar uzun ise, Maksûda erdiren o çetin râha râh-nevâne ben. Son demde dahi zikr ile dolsun bu sîne kim,
Şiir
Yarım Kaldı Diyâr-ı aşkda bülbül sustu, feryâdım yarım kaldı, Gönül mülkü harâb oldu, o âbâdım yarım kaldı. Kalem ağlar, döküm-i hûn eder kağıt her şeb, Yazılsın kıssa-i şevkim, ne feryâdım yarım kaldı. Cemâlin şem’ine pervâne tek yanmak dilerdim hîç, Ecel üfledi nâgâh, nâr-ı dâdım yarım kaldı. Visâlin şerbetin nûş eylemeden dest-i hulyâda, Felek bezminde sâkî öldü, mu’tâdım yarım kaldı. Gül-i handâna ermek hülyasıyla geçti bu ömrüm, Hazân erdi nihâyet, bağ-ı bî-dâdım yarım kaldı. Ne Leylâ’dan haber geldi, ne Mecnûn bildi ahvâlim, Cihân dâstân-ı aşk içre, o feryâdım yarım kaldı. Alp Turan
Şiir
Gölge-i Vuslat Bu gönül bir dergâhtır ki kapısı yok, yolu sensin, Her secdemde çözülen sır, bil ki hep o gülü sensin. Ne aynada suret arar ne de cihânda bir nişân, Gördüğüm her yüz silinir, geriye kalan dili sensin. Aşk bir ateş sanılır da yakar sanma yalnız beni, Yanan her zerre-i cânın aslında hem külü sensin. Geceler iner üstüme, yıldızlar susar birer birer, Her susan gök parçasının ardında saklı nidası sensin. Ne kelâm yeter bu hâle ne de kalem anlatabilir, Yazılan her harfin bile içindeki aslı, özü sensin. Ben ki bir yok hükmündeyim, varlığım senle kaimdir, Silinen her benlik izinde kalan tek hakîkati sensin. Rüzgâr olur eser durur, adını taşır dağlara, Savrulan her yaprağın bile unutmayan ezeli sensin. Ne zaman ki benlik düşer, perde perde açılır sır, Görünen her hakikatin ardındaki tek gizli sensin. Alp bu cihan bir hayaldir der, uyanmak mümkün değildir, Rüyadan uyanan aklın bile en son bildiği sensin. Ne başlangıç ne nihâyet, ikisi de bir noktada,
Şiir