İyisi mi sen de çekil git oradan, sık otlukların arasına gir, nehrin yatağındaki o acayip otlu adacıkların biri gizlesin seni, hem otlara gömülüp orada kalsan daha iyi olur çünkü eğer yarın öbür gün çıkıp gelsen nasıl olsa Sen'i anlayacak kimse olmayacak, sana bakacak kimse olmayacak, doğal düşmanların arasında Senin aslında kim olduğunu görebilecek kimsae yok, iyisi mi sen de yok ol bu akşam hava kararmaya başladığında, iyisi mi gece bastırınca Sen de git diğerleriyle birlikte, ama yarın ya da öbür gün geri dönme artık, çünkü Sen'in için yarının ya da öbür günün olmaması çok daha iyi; şimdiden saklan otların arasına, yere çök, yana devril, bırak kapansın göz lerin yavaş yavaş ve öl, çünkü taşıdığın yüceliğin hiçbir anlamı yok, öl bu gece otlar arasında, yere çök, yan devril, son nefesini ver.
Sevdiğin insana söylemek istediklerin sonsuza dek içinde kalır; o, toprağın altındadır, artık onun gözlerinin içine bakamazsın, kucaklayamazsın, ona henüz söylemediklerini söyleyemezsin.
Gel zaman, git zaman; mülâzım efendi çalışıp çabalamış, okumuş yazmış ve kısa sürede
yükselmiş. Artık kadife astarlı samur kürkler, mücevher işlemeli kaftanlar giyer olmuş. Eski
arkadaşları kendisine gıpta ile bakmaya ve hatta kıskanmaya başlamışlar. Onun yüceliğinden
bahsedildiği bir gün de içlerinden biri,
— Canım, demiş; şimdiki hâline bakmayın, biz onun cemaziyülevvelini biliriz.
O günden sonra cemaziyülevvelini bilmek, birisinin mazideki bir ayıbından kinaye olarak
kullanılmaya başlanmıştır.
GATA'nın rehabilitasyon merkezi bölümündeki fizik tedavi salonunda herkes kendi hareketlerini yapıyor ve bir yandan da sohbet ediyorlardır.
Tomris: Banuhan, dizi bitiyor mu?
GATA'nın rehabilitasyon merkezi bölümündeki fizik tedavi salonunda herkes kendi hareketlerini yapıyor ve bir yandan da sohbet ediyorlardır.
Tomris: Banuhan, dizi bitiyor mu?
"Yorgunum, git artık." Nawoo yıkılırcasına kendini koltuğa bıraktı.
"Bir yerine bir şey mi oldu senin? Dalga falan geçmiyorum, bir tuhafsın cidden."
Koltuğa yaklaşıp elini Nawoo'nun alnına koydu. Nawoo onun serin dokunuşla yavaşça gözlerini kapattı. Zamanın baş döndürücü girdabından kurtulmak istiyordu. Her şey yorucu ve zordu.