“Bana uzun uzun sarıl bi sarıl olur mu kocaman ve uzun” dedi. Olur dedim ama sstım yüzümü. Noldu neden astın yüzünü diye sordu.. “Sarılamama ihtimalini düşündüm bi an.” dedim. “Sarılırız”dedi. Birine inanmak tam olarak tek bir kelimeden ibaret işte. O bana sarılamama ihtimalimize rağmen “sarılırız” dedi diye içimi doldurdum umutlarla.. Uzun uzun sarıl kocaman dedi ama ben bi kaç saniyeye bile razıydım. Ha şimdi ha birazdan diye diye gün bitti. Gözlerinin içine baktım uzun uzun anlar mı diye ama anlamasına gerek yoktu ki bilirim en az benim kadar beklediğini o anı,bıraksam oracıkta sarılırdı bilirim ama işte Eylül hanım insan dip dibeyken de böyle hasret kalmayala imtihan edilirmiş bu hayatta. Burun buruna da yüreğine düşermiş kor ateşte şifası yanındayken bir damla suyuna muhtaç kalırmış insan böyle sevince. Açsam kollarımı, Sarsam dört bir yanını, Doldursam gönlümce seni içime, Akıtsam neyim var neyim yok arınsam kokunda, Şifa bulsam nefesinde, Huzura ersem göğüs kafesinde dedim her gözlerine uzun uzun baktığımda. Oracıkta herkesin içinde Allah biliyor ya nasıl seviyorum ben bu adamı diyip içimdeki özlemle kocaman sarılmak istedim her gözüne baktığımda. Sarılamadık bugün.. Son ama kadar bekledim. Kapının dışına çıkıp giderken camına baktım dönüp dönüp gel sarılamadık küçücük sarılayım öyle git der gibi bakar mı umuduyla ardıma baka baka bıraktım onu orda. Kime neye kızıyorsam bi hırsla bastım geldim sonra. Saatlerdir düşünüyorum. Kimi suçlamam gerektiğini bulamıyorum. Söylesene Eylül; Sarılırız dedi de sarılamadık diye ona mı kızayım, Hadi bi fırsat buldum gel sarılalım diyemedim o fırsatı bulamadım diye kendime mi kızayım, Yazılan kadere mi isyan edeyim, Burnumun ucundayken,kokusu içime dolarken dokunmayı haram kılan ama sevgisini de yüreğime dolduran Rabbime mi
Sen benim eş ruhumsun Unutmuş olsan hissederdim Unutmuş olsan yanımda durmazdı her sabah hayalin Seni görmek için geri geldim Sen gideli çok olmuş Nereye gidersen git Çantanda bir resmim Aklında gülüşüm olsun Ben seni gerçekten sevdim Bitmez demiştim Bitmedi... Erhan Güleryüz
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Severek Ayrılanlar
Seni görmek için geri geldim Sen gideli çok olmuş Nereye gidersen git Çantanda bir resmim aklında gülüşüm olsun Ben seni gerçekten sevdim Bitmez demiştim, bitmedi
Duygu ve Düşünce
İnsan bazen en çok yarım bırakıldığı yerlerde tamamlanmayı öğreniyor. Birinin elinden tutup yürümeye başladığında, yolun sonuna kadar birlikte gideceğinize inanıyorsun; oysa bazı insanlar sadece seni yola çıkarır, sonra kendi yönüne sapar. Geriye ne onların sesi kalır ne de verdiği sözler, ama bıraktıkları boşluk uzun süre seninle yürür. İşte o boşluk zamanla bir gölgeye dönüşür; nereye gidersen git peşini bırakmayan, bazen önüne düşüp seni durduran, bazen de arkandan sessizce seni izleyen bir gölge… İnsan kaçtıkça kurtulduğunu sanır ama hayat öyle düz bir çizgi değildir; döner, dolaşır, aynı duyguları farklı yüzlerle yeniden karşına çıkarır. Belki de bu yüzden bazı vedalar hiç bitmez, sadece şekil değiştirir. Ve sen anlıyorsun ki asıl mesele kimin gittiği değil, senin o gidişten ne öğrendiğindir. Çünkü her terk ediliş, içindeki gücü biraz daha ortaya çıkarır; her yarım kalış, seni kendine doğru tamamlar. Dünya yuvarlaksa, bu sadece fiziksel bir gerçeklik değil; duyguların da bir gün dönüp dolaşıp sahibine ulaşmasının kaçınılmaz olduğunun sessiz bir kanıtıdır.
İnsan bazen en çok yarım bırakıldığı yerlerde tamamlanmayı öğreniyor. Birinin elinden tutup yürümeye başladığında, yolun sonuna kadar birlikte gideceğinize inanıyorsun; oysa bazı insanlar sadece seni yola çıkarır, sonra kendi yönüne sapar. Geriye ne onların sesi kalır ne de verdiği sözler, ama bıraktıkları boşluk uzun süre seninle yürür. İşte o boşluk zamanla bir gölgeye dönüşür; nereye gidersen git peşini bırakmayan, bazen önüne düşüp seni durduran, bazen de arkandan sessizce seni izleyen bir gölge... İnsan kaçtıkça kurtulduğunu sanır ama hayat öyle düz bir çizgi değildir; döner, dolaşır, aynı duyguları farklı yüzlerle yeniden karşına çıkarır. Belki de bu yüzden bazı vedalar hiç bitmez, sadece şekil değiştirir. Ve sen anlıyorsun ki asıl mesele kimin gittiği değil, senin o gidişten ne öğrendiğindir. Çünkü her terk ediliş, içindeki gücü biraz daha ortaya çıkarır; her yarım kalış, seni kendine doğru tamamlar. Dünya yuvarlaksa, bu sadece fiziksel bir gerçeklik değil; duyguların da bir gün dönüp dolaşıp sahibine ulaşmasının kaçınılmaz olduğunun sessiz bir kanıtıdır."Yürümeye ikna edip yol ortasında bıraktığınız herkesin gölgesi, başka yollarda önünüze düşecek. Dünya biraz da bu yüzden yuvarlaktır.
Hayata Dair
Yarım Kalmış Bir Sızı
Dışarıda akşamın griliği, odanın içindeki sessizlikle birleşiyordu. Kadın, alnını soğuk cama yaslamış, buğulanan camın ardındaki dünyayı değil, zihnindeki o ulaşılmaz geçmişi seyrediyordu. Gözyaşları, sanki o anlara geri dönememenin verdiği bir çaresizlikle yanaklarından süzülüyor; o ise her damlayı, sanki bir suç kanıtını yok etmek ister gibi aceleyle siliyordu. ​Tam o sırada kapı eşiğinde beliren en yakın arkadaşı, odadaki ağır havayı tek bir cümleyle böldü: ​"Onu unutamıyorsun, değil mi?" dedi sesi şefkatle titreyerek. "Bana hiç belli etmemeye çalışsan da, onu ne kadar çok sevdiğini söylemesen de görebiliyorum. Gözlerin anlatıyor her şeyi." ​Kadın, bir an duraksadı. Omuzları sarsıldı ama yüzünü dönmedi. Elinin tersiyle son bir kez gözlerini kurulayıp kapıya doğru yöneldi. Sesi, cam kırıkları üzerinde yürüyormuş gibi pürüzlü ve mesafeliydi: "Hayır," dedi, bakışlarını yere indirerek. "Sadece... çok yorgunum." ​Hızla odadan çıkmaya yeltendiğinde, adam nazik ama kararlı bir hamleyle kolunu tuttu. Onu durdurdu. Kadının gözyaşları yanaklarında kuruyup yüzü bir sonbahar yaprağı gibi solarken, adam anlatmaya başladı. Sesi, tozlu raflardan indirilmiş eski bir fotoğraf albümünün kokusunu taşıyordu. ​"Ne zamanlardı, değil mi?" diye mırıldandı adam. "Geceyi gündüze katardık. 'Zaman ne çabuk geçiyor' derken bile aslında o anın sonsuzluğuna inanırdık. Bir yılın nasıl bu kadar çabuk bittiğine şaşırırdık hep. Ama bak şimdi... Nasıl da unuttuk mevsimleri, birlikte biriktirdiğimiz o gülüşleri, asla bitmez sandığımız hatıraları... Şimdi sanki hiçbir şey yaşamamışız gibi kocaman, sağır bir boşluğun içinde kaybolmuşuz." Adamın eli yavaşça gevşedi, kadının kolunu bıraktı. Aralarındaki mesafe sadece birkaç adımdı ama sanki aralarına aşılması imkânsız yıllar girmişti. ​"Git," dedi adam
Düşünce