Açık alâmetler: Kıyametin açık alâmetleri ondur. 1. Deccalın çıkışı. 2. Üç gece üst üste ay tutulması. 3. Üç yıl boyunca yedi iklimde kıtlık olması. 4. Büyük bir dumanın her tarafı kaplaması. 5. İsa aleyhisselâmın Şam'daki beyaz minare üzerine inip Deccal'ı öldürerek, Şeriat-ı Muhammediye ile amel etmesi. 6. Resulü Ekrem'in soyundan Mehdi çıkıp, kırk yıl adalet üzere gidip Hazreti İsa aleyhisselâmı bulması. 7. Dâbbet-ül - Arz'ın vücuda gelmesi. 8. Ye'cüc ve Me'cüc'ün İskender seddinden çıkarak yedi iklimi istilâ etmesi. 9. Hazreti İsa aleyhisselâmın Mekke-i Mükerreme'ye gelip buradan ahrete git-mesi; bundan sonra da Kâbe'nin yıkılması. 10. Güneşin batıdan doğması ve orada dolanması. Bu şartların ve alâmetlerin ortaya çıkmasından sonra misk ve anber kokusu gibi serin ve temiz rüzgâr eser, müminlerin ruhları bu rüzgârın tatlılığıyla çıkar. Bundan sonra Kur'an'ı Kerim'in hükümleri yeryüzünden kalkar, halkın cümlesi cehalette kalır. Yüz yıl dahi öyle gider.
Sayfa 49
Aşk, Marsilio Ficino için de Başka'da ölmek anlamına gelmektedir: "Beni seven seni severek kendimi sende, beni düşünen sen-de tekrar buluyorum ve kendimden vazgeçtikten sonra, beni muhafaza eden sende kendimi tekrar geri kazanıyorum."14 Ficino âşığın kendini bir başka benlikte kaybettiğini, ancak bu akıp git-me ve unutma içinde kendini "geri kazandığını", ya da hatta kendine "sahip olduğunu" yazarken işaret ettiği bu iyelik, Başka'nın armağanıdır.
Sayfa 30 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
[1024] Bazıları, takdîri men‘in, gelip-gitme ikileminin bulunduğu yer- lerde de varid olduğunu ortaya koymuşlardır. [Onlar şöyle] dedi: Gelip-git- me ikileminden sonra sizin “böyle olursa, şöyle olur. Eğer [böyle] olmazsa şöyle olur” sözünüz iki seçenekten birinin sabit olduğuna dair bir takdirdir. Onlardan biri takdir edildiği zaman vakıanın onun hilafına olması caizdir, dolayısı ile bir şey, çelişiği ile beraber farzedilmiştir, bundan dolayı da im- kânsızı gerektirmesi caiz olur. Şayet onun hilafının vaki olması veya olma- ması hali değildir şeklinde cevaplanırsa birincisi geçersiz olur, çünkü şayet böyle olursa, vakıada olan takdirin hilafınadır ve böylece de aranılan şey olan ikincisi ortaya çıkar. Onlar şöyle dediler: Aynı şekilde bu, gelip-gitme ikilemidir. Soru, aynıyla onun hakkında da ortaya çıkmaktadır.
Sayfa 528·Kitabı okudu
[1023] Deriz ki: Aslın melzûmu, lâzımı gerektiren olursa onun lâzımı- nın çelişiği, onun çelişiğini gerektiren olur, aksi durumda o, onun lâzımını gerektiren olmaz; takdir edilen ise onun hilafınadır ve kıyastan aranılan şey, küçük terimin yokluğunun ispatı veya lâzımın çelişiğinin yokluğu olursa bunu başka bir yolla şöyle cevaplamak mümkündür: Takdir, vakıanın hi- lafını gerektirir, ya da gerektirmez. Eğer gerektirmezse bizim zikrettiğimiz gerçekleşir, aksi durumda takdir ortadan kalkar ki aranılan şey de budur. Veya şöyle söylenir: Şayet büyük öncül , küçük terimin takdirine göre ve mulazemet de, lâzımın çelişiğinin takdirine göre sabit durursa sonuç ve melzûmun çelişiği gerekli olur, ancak lâzım geçersiz olur, dolayısı ile büyük öncül ve mulazemet vakıada sabit olduğu halde toplamın ortadan kalkması gerekir, böylece de küçük öncülün ve lâzımın çelişiğinin ortadan kalkması gerekir ki aranılan şey de budur. [1024] Bazıları, takdîri men‘in, gelip-gitme ikileminin bulunduğu yer- lerde de varid olduğunu ortaya koymuşlardır. [Onlar şöyle] dedi: Gelip-git- me ikileminden sonra sizin “böyle olursa, şöyle olur. Eğer [böyle] olmazsa şöyle olur” sözünüz iki seçenekten birinin sabit olduğuna dair bir takdirdir. Onlardan biri takdir edildiği zaman vakıanın onun hilafına olması caizdir, dolayısı ile bir şey, çelişiği ile beraber farzedilmiştir, bundan dolayı da im- kânsızı gerektirmesi caiz olur. Şayet onun hilafının vaki olması veya olma- ması hali değildir şeklinde cevaplanırsa birincisi geçersiz olur, çünkü şayet böyle olursa, vakıada olan takdirin hilafınadır ve böylece de aranılan şey olan ikincisi ortaya çıkar. Onlar şöyle dediler: Aynı şekilde bu, gelip-gitme ikilemidir. Soru, aynıyla onun hakkında da ortaya çıkmaktadır.
Sayfa 528·Kitabı okudu
Evladım,nereye gidersen git,bulacağın aydınlık,zihninin aydınlığı kadar olacaktır.Senin zihnin me kadar aydınlıksa,gittiğin yerde de ancak o kadar aydınlık bulabilirsin. (Cemil Meriç)
Sayfa 68·Kitabı okudu