Mektup~Motive, UZİ, Akşam, Güneş, Modd
Motive:] Sanma ki göklere düştüm ah Gökyüzü üstüme düştü ah Hem yakın hem uzak biz gibisin Hep yanımda güçlü kal Güçlü görünen hep düştü Yok bi' çözüm bulduysan benimle paylaş artık artık anlatmayın masal, göz yaşım gözümde soğudu bak Mektup! Yazdığım kaçıncı mektup, yaktığım kaçıncı ah Yazdığım kaçıncı şarkım, kulaklarından uzak Çok zor geceler, zor gecelerle bu kaçıncı dans Kaçıncı dans Aşk ile büyümüş doğan bu gündüzün üstü ay Yazdığım kaçıncı mektup, yaktığım kaçıncı ah Mektup! Yazdığım kaçıncı şarkım, kulaklarından uzak Çok zor geceler, zor gecelerle bu kaçıncı dans Kaçıncı dans Aşk ile uzayan doğmuş bu gündüzün tepesine ay [UZI:] Hep dik durdun diye bu mektubum sana Her yanda izin var mecburum sana Kayan bu yıldızı kim durmaz? Öfkeli bu yetenekler, yaratıcı maraz Ödesek bedel güler kahpeler Düşündüm boşalan hep elalem ne der
Müzik
ünideyken konsere gitmedik diye kendimizi ultra dindar hissederken 5 yıl sonra o tayfanın konser videolarını izliyorum
Reklam
SEN AYA ÇIK DA İSTERSEN SOL AYAĞINLA ÇIK!
Kenan Demirtaş Hoca'nın kavramlar üzerine yürüttüğü o kıymetli çalışma sırasında farkedip anlattığı birşey vardı: "İnayet kısaca "nizam" demektir." Tabii kendisi bu keşfini nurculara bile anlatmakta zorlandı. Çünkü alışıldık manası şu idi: "İkram, yardım, ihsan, lütuf, iyilik, bağış..." Halbuki alıntı da yapıyordu: "Sâniin vücut ve vahdetine işaret eden delillerinden biri de inayet delilidir. Bu delil, kâinatı ve kâinatın eczasını ve envâını ihtilâlden, ihtilâftan, dağılmaktan kurtarıp bütün hususatını intizam altına almakla kâinata hayat veren nizamdan ibarettir." ... Ama bu yazıyı okuyanlar, belki nizamın neden 'inayet' olduğuna da bir işaret bulacaklar. Uyarmadan yazıya girmeyeyim dedim. Uyardık. O zaman başlıyoruz. Bismillah. Başrollerini Kelly Macdonald ve İrfan Han'ın paylaştığı Puzzle filmi hakkında daha evvel bir yazı karalamıştım. [...] (Başlığı da şu: Gidecek bir yerin kaldıkça bir yere gitmezsin.) Macdonald'ın, satışa çıkardıkları gölevinin önünde, "Eskiden burası var diye her tatilde buraya geliyorduk. Başka hiçbir yere gitmedik. Şimdi ne olacak?" gibilerinden konuşan oğluna verdiği cevap üzerine söyleşiyorduk: "Gidecek bir yerimiz varken hiçbir yere gitmiyorduk. Şimdi gidecek bir yerimiz yok. Bir yere gitmek zorunda kalacağız. Bir şey yapacağız. Bir şey ya da birisi olacağız." Yeri gelmişken yazının âhirine bıraktığım "not"u da tırnaklayayım: "Bu filme dair şu yazdığım yazı "ibret alınması gereken" kısmına dairdi. Bir tane de "dikkat edilmesi gereken"e dair yazmayı düşünüyorum. Çünkü film aynı zamanda "belirsizliğin bereketi" üzerinden bir parça ateizm-hedonizm propagandası yapıyor. Onu ikinci yazıda konuşalım inşaallah. Tevfik ise Allah'tan." Zaman geçti. Havam dağıldı. Yazamadım. Ve İrfan Han öldü. Filmi/yazıyı yeniden hatırladım. Sonra
Tefekkürât
kanye west konserine gitmedik demeyiz artık
Hastalıktan Başhekimliğe…
Anadolu’nun İbn-i Sina’sı olarak bilinen Hacı Paşa, günün birinde sedef hastalığına yakalanır. Bu derde deva bulmak için Aydın’dan yola çıkar ,Bağdat’a kadar gitmedik yer, çalmadık kapı bırakmaz. Ama maalesef derdine çare bulamaz. En nihayetinde, 'Kendi derdime derman kendim olurum,' diyerek büyük bir şevkle tıp kitaplarını, özellikle de İbn-i Sina’nın eserlerini incelemeye başlar. Sonunda aradığı şifayı kendi çabasıyla bulur. Bunu duyan Selçuklu hükümdarı ise onu ödüllendirerek çeşitli hastanelerde başhekimlik görevine getirir…🥰
Geçen sene de pişman olmuştuk bu sene de pişman olalım diye gitmedik hadi bakimm
Reklam
Reklam