- Haydi ordan . . . Bir de bana "iyi" dedirtecek .. "Karı oynat! Kahpe kanya alış" demişsin. Bu nasıl bir söz, hey Allah'ın belası! - Git demesem gitmez mi? - Ömer Efendi keyifle güldü: Sanki bize diyen olmadı da biz gitmedik. . . "Yiğitlik bende kalsın" dedim. Hovardalık, bizim kabilemize dede mirası. . . Benim oğlum elbette kan oynatacak. . . Artık vaktidir. Yaşıtlarından geri kalmasını sen ister misin? - Neyin vakti yahu? Kaç yaşında bu kopuk. - On beşini bitirdi Ağa, sen ne sandın? Oğlan geldi yetişti. Sen amca gibi amca olsan, çoktan kız aramaya çıkardın! Biz kocadık hey Davavekili, sen farkında değilsin! Ne o? Suratını astın? İşine gelmedi öyle ya? Bu söz senin üstüne değil! Kocadık efendi, artık meydan senin Kenan yeğeninin . . . Hiç meraklanma, ben lafları uygun düşürdüm:
Hayata Dair
Bir Şair Bir Kitap
Dilek Kartal – Çifte Açmaz çok mu güzel diye orda çocuklar değmesin diye mi nazar kem gözlerden yıllardır kurşun döküp duruyorlar tepelerinden ** herkes o ilk acıyla ölmediğinde çok gücenir hayata sonra unutur ben o son dakika dediğinde otuzbeş can, ilk canlı bağlantı, olay yeri, ilk resmi sayıklama ohlar ahlara bir kez daha galip geldiğinde allahım ne çok acı vardı ** kucağımda iki avuç çaresizlik kusursuz bir sessizlik fotoğrafı gibiydim oysa sen susmak demiştin bir defasında öldürmeye tam teşebbüstür kendini dişlerine vura vura ** o saçlarıma değen dönüşlü gök kör eden ışık, o korkunç sayha inip çıkan adamlar günahkar perçemlerine asılarak birbirlerinin bir köy dolusu kadın taşları yoklaya yoklaya taşları koklaya koklaya bir köy dolusu... oğul öksüzü eller... çemberler... karanfiller... bir köy dolusu kadın :rüya
İz
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İkimiz de aynı yıldızın peşinden gitmedik mi ? Sevinç çığlıklarıyla dünyaya yeniden can katacak, sonsuz zevklerle hayata renk verecek , gecenin uykusunu, gündüzün neşesini geri getirecek tanrısal bir çocuğun içinde uyandığı beşiğin önündeyiz.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Şuppiluliuma diplomasiye yabancı değildi, çünkü o dönem­de diplomasi zaten savaşla birlikte yürütülürdü. Hatta büyük ihtimalle birincil eşini (ve oğullarının annesini) belirsiz bir suçu yüzünden Ahhiyava'ya sürgüne gönderdikten sonra bir Babil prensesi ile evlenmiş gibi görünüyor. Kızlarından birini de Tuş­ratta'nın oğlu Şattivaza ile evlendirdi. Şattivaza'yı da bir Hitit ordusuyla birlikte babasının tahtını ele geçirmeye gönderdik­ten sonra kendisine tabi kral olarak Mitanni'nin başına geçirdi. Ancak Şuppiluliuma'nın saltanatındaki en ilginç evlilik, hiç ger­çekleşmeyen bir evlilikti. Bu mesele bugün "Zannanza Vakası" olarak bilinir. Zannanza Vakası'nı, Veba Duaları'nı da yazan oğlu il. Mur­şili'nin kaleminden çıkan Şuppiluliuma'nın Başarıları'ndan bi­liyoruz. Anlaşılan o ki, bir gün Hitit sarayına iddiaya göre Mısır kraliçesinin yazdığı bir mektup getirildi. Saray erkanı mektuba şüpheyle yaklaştı, çünkü içinde daha önce hiçbir Mısır hüküm­darının yapmadığı bir teklif dile getiriliyordu. Şuppiluliuma da mektubun sahte olduğu fikrindeydi. Mektupta şöyle yazıyordu: Kocam öldü. Oğlum yok. Ama senin pek çok oğlun olduğunu söy­lüyorlar. Bana oğullarından birini verirsen benim kocam olur. Ben asla hizmetkarlarımdan birini alıp da kocam yapmam! Şuppiluliuma'nın Başarıları'nda, mektubu "Dahamunzu" adında bir kadının gönderdiği belirtilir. Ancak bu sadece "kralın karısı" anlamına gelen Hititçe bir kelimedir. Yani mektubun Mısır kraliçesinden geldiği kabul ediliyordu. Ama bu mantıksızdı, çün­kü Mısır hanedanı mensupları yabancılarla evlenmezdi. Örneğin pek çok kez talep geldiği halde III. Amenhotep tüm anlaşma mü­zakerelerinde bir kez bile bir akrabasını yabancı bir hükümdarla evlendirmemişti. Şimdi ise Mısır kraliçesi hem Şuppiluliuma'nın oğluyla evlenmeyi hem de prensi
Sayfa 83·Kitabı okudu
Reşad Ekrem Koçu'nun hocalık niteliklerinin çarpıcı bir örneğini vermek isterim. Dersler ilerlemiş, hoca bize Romalıları anlatmaya başlamıştı. İmparatorluğa geçişten sonraki zamanı anlatırken söz çılgın İmparator Neron'a gelmiş ve bize tatlı tatlı çeşitli anekdotlarla Neron'u anlatmıştı. Anlatması bittikten sonra bana döndü: - Mümessil efendi, söyle bakalım sınıf kaç kişi? -45 kişi hocam. - Şehzadebaşı'ndaki Yeni Sinema'da fiyatlar nedir? Şaşırdım, hoca bu soruyu neden soruyordu acaba? Yeni Sinema, Şehzadebaşı'ndaki en modern sinemaydı. İlk önce Beyoğlu sinemalarında oynayan Amerikan filmlerini Suriçi'nde ilk kez sunan sinema oydu. Büyük bir sinemaydi. Koltuk ve balkon denen bölümleri bir lira, üst balkon denen bölümü 60 kuruştu. - Bir lira hocam. Rahmetli hocam cebinden kâğıt 50 lira çıkardı, bana verdi: -Yeni Sinema'da Quo Vadis diye bir film oynuyor. Bugün anlattığım konu ile ilgili bir film. Parayı bozdur, herkese birer lira ver, beş lirayı da bana geri getir. Hepiniz gidin bu filmi görün. İki şey söyleyeceğim, birincisi parayı başka yerde harcamak yok, önümüzdeki hafta içinizden birini kaldırır, filmi anlattırırım, ona göre. İkincisi Neron rolünü oynayan aktör müthiş oynuyor, onu dikkatle izleyin. Ben Aksaray'daki gazete satan büfede parayı bozdurdum, arkadaşlara birer lira dağıttım, cumartesi günü sözleştik, öğleden sonra hep beraber Yeni Sinema'ya gittik ama bir liralık yere gitmedik, 60 kuruşluk yere gittik, artan 40 kuruşla da film arasında "frigo" dediğimiz dondurmalı bir tatlı aldık. Filmde Neron rolünü ünlü İngiliz aktör Peter Ustinov oynuyordu ve gerçekten de hocanın dediği gibi çok etkileyici idi. Çok sonraları Peter Ustinov'un bu rolüyle yardımcı aktör dalında Oscar ödülünü aldığını öğrendim. Quo Vadis, Polonyalı romancı Henryk Sienkiewicz'in
Anı-Hatırat
Zannanza Vakası'nı, Veba Duaları'nı da yazan oğlu II. Murşili'nin kaleminden çıkan Şuppiluliuma'nın Başarıları'ndan biliyoruz. Anlaşılan o ki, bir gün Hitit sarayına iddiaya göre Mısır kraliçesinin yazdığı bir mektup getirildi. Saray erkânı mektuba şüpheyle yaklaştı, çünkü içinde daha önce hiçbir Mısır hükümdarının yapmadığı bir teklif dile getiriliyordu. Şuppiluliuma da mektubun sahte olduğu fikrindeydi. Mektupta şöyle yazıyordu: Kocam öldü. Oğlum yok. Ama senin pek çok oğlun olduğunu söylüyorlar. Bana oğullarından birini verirsen benim kocam olur. Ben asla hizmetkârlarımdan birini alıp da kocam yapmam! Suppiluliuma'nın Başarıları'nda, mektubu "Dahamunzu" adında bir kadının gönderdiği belirtilir. Ancak bu sadece “kralın karısı” anlamına gelen Hititçe bir kelimedir. Yani mektubun Mısır kraliçesinden geldiği kabul ediliyordu. Ama bu mantıksızdı, çünkü Mısır hanedanı mensupları yabancılarla evlenmezdi. Örneğin pek çok kez talep geldiği hâlde III. Amenhotep tüm anlaşma müzakerelerinde bir kez bile bir akrabasını yabancı bir hükümdarla evlendirmemişti. Şimdi ise Mısır kraliçesi hem Şuppiluliuma'nın oğluyla evlenmeyi hem de prensi derhâl Mısır firavunu yapmayı teklif ediyordu. Bu inanılmaz bir teklifti, bu yüzden Şuppiluliuma'nın tepkisi anlaşılabilir. Hattusa-ziti adlı güvenilir bir ulağını, kraliçenin gerçekten de bu mektubu gönderip göndermediğini ve teklifinde ciddi olup olmadığını sormaya Mısır'a gönderdi. Hattusa-ziti kendisine emredildiği gibi Mısır'a gitti ve yanında kraliçeden yeni bir mektupla ve kraliçenin özel elçisi olan Hani adındaki bir adamla geri döndü. Mektup Mısır ya da Hitit dilinde değil, Akadca yazılmıştı. Parçaları Hattuşa'daki Hitit arşivlerinde bulunan ve hâlâ elimizde olan mektupta, kraliçenin kendisine inanılmamasına ne kadar öfkelendiği açıkça
Sayfa 84·Kitabı okudu
Tarih