Bazen sadece gitmek istersin nereye olduğunu bile bilmeden öylece yürümek
Şu telaşlarım bir bitse diyorum Belki uzaklara giderim Çoktandır gitmek istediğim yollar var. Ahmed Arif
1000Kitap
Reklam
Neden kimsede travma bırakmadan ölmenin bir yolu yoktur?
Belki de insanın en büyük çaresizliği burada başlar. Yaşamak bazen yalnızca nefes almak değildir, iz bırakmaktır. Birinin sabah kahvesine karışmak, bir başkasının çocukluk anısında yer etmek, bir dostun en karanlık gününde omzuna dönüşmektir. Ve sonra bir gün gitmek... Gitmek, sanıldığı kadar sessiz değildir. Ölüm, yalnızca bir bedenin dünyadan çekilmesi değildir, bir sesin eksilmesidir. Bir daha açılmayacak bir kapı, cevap vermeyecek bir telefon, yıllar sonra bile kalabalığın içinde aranan bir yüzdür. İnsan öldüğünde kendisiyle birlikte gitmez yalnızca aslinda birazını da geride bıraktığı insanların kalbine gömer. Belki bu yüzden kimsede travma bırakmadan ölmenin bir yolu yoktur. Çünkü sevgi, bedeli acıyla ödenen bir mirastır. Ne kadar çok sevilmişsen, yokluğun o kadar ağır olur. Ne kadar çok dokunmuşsan bir hayata, çekildiğinde o kadar büyük bir boşluk bırakırsın. İnsan bazen ardında hiçbir enkaz bırakmadan kaybolmak ister. Kimsenin gözyaşı dökmediği, kimsenin geceleri tavana bakıp adını fısıldamadığı bir vedanın mümkün olmasını diler. Ama o zaman da gerçekten yaşamış sayılır mıydı?
1000Kitap
Eskiden herkese yetişmeye çalışırdım. Mesaja anında dönmek, her davete gitmek, herkesi memnun etmek. Şimdi bir şey öğrendim: Kendine yetişemiyorsan, kimseye yetişmiş sayılmazsın.
Zambak.
Tek bir şansım olsa geçmişe dönmek isterdim. Çok çok geçmişe çocukluğuma, sokak ortasında avaz avaz ağlamak isterdim. Sonra düştüğümde annem gelip kucağına alsın isterdim. Arkadaşlarımla kavga edip beş dakika sonra barışmak isterdim. Sabahları annem uyandırsın isterdim. Okula gitmek için hazırlasın beni. Kahvaltı yapmayacağım dediğimde en sevdiğin çikolatalardan vereceğim yerden diye tehdit ettsin. Sonra saçlarıma rengarenk tokalar taksın, okula koşa koşa gideyim. O zamanlar da büyümek isterdim hep, ama büyüdükçe anladım ki büyümek hiç iyi değil. Gizli gizli ağlıyorsun mesela. Sonra kim yaslanmaya kalksan sırtında binlerce bıçak izi. Sonra büyüdükçe susuyorsun, içine atıyorsun her şeyi. Her gece yastığa akıyor gözyaşların. Annemgil duymasın diye de ağzını kapatmak en zoru. Oysa çocukken ne ağlardım bağıra bağıra. Annem gelsin de bağrına bassın tüm yaralarım iyi olsun diye. Ama şimdi üzgünüm anne. Bağrına bassan da geçmiyor yaralarım. Durduk yere kanıyor. durduramıyorum artık.
Kıymetli Emanet
Yaratandan bir lütuf, eş olarak sunulmuş, Sevgiyle yoğrulmalı, şefkatle korunmalı. Kadın, nazlı bir çiçektir, kalbimizde konulmuş, Hürmetle sahiplenip, baş tacı da kılınmalı. Sahiplenmek hükmetmek değil, kanat germektir, Huzuru hanesinde, güvenle daim etmek. Ona değer vermeyi ibadet gibi bilmektir, Rızasını gözetip, hayırla yola gitmek. Ayetlerde gizlidir, onlara olan saygı, Sözlerinde incelik, gönlünde merhamet ol. Zulme karşı durmaktır, sarsılmaz bir tek kaygı, İman ile bağlanıp, ona açılan her yol. Emanettir o bize, Hakk'ın yüce rızası, Sözüyle incitme sakın, gül yüzünü soldurma. Sevgiyle yaşat onu, dindirilmez yarası, Vefa ile yaklaş da, dünyasını doldurma...✍🏻 ©EMİRHAN ARSLAN
Şiir
Reklam
Reklam