Güven kokar mı deme, yüreğine bile işler..! Sevilenin kokusudur, güven. Ötekini anlamak için, ötekini kendine katmak değil, ona gitmek gerek..
‘Yola yolun kıymetini bilen yoldaş gerek, Mesele gitmek olsa herkesle gidilir..’
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İçimde tarifini yapamadığım bir boşluk var… Ne zaman başladığını hatırlamıyorum, ama gitgide büyüyor, derinleşiyor, beni içime çekiyor. Gün geçtikçe daha çok susuyorum, çünkü ne anlatsam eksik kalıyor, ne anlatsam yanlış anlaşılıyor. İnsan bazen o kadar çok kırılıyor ki artık kırıldığını bile söylemeye utanıyor. Her şey normalmiş gibi davranıyor, gülümsüyor, konuşuyor, ama içi paramparça… Ve en kötüsü, bunu kimse fark etmiyor. Çünkü herkes sadece dışarıdan bakıyor, kalbinin içindeki enkazı göremiyor.” “Ben kimseye küs değilim, ama kimseye tam da yakın değilim artık. Ne anlatacak gücüm kaldı, ne de anlaşılmayı bekleyecek sabrım. Bir zamanlar her şeyim dediğim insanların şimdi adını anmak bile canımı acıtıyor. Meğer insanı en çok, en yakını yaralarmış… En çok inandığın, en çok güvendiğin, ‘asla gitmez’ dediğin giderken canını en derinden alıp götürürmüş. Ve geriye kalan sadece sessizlik olurmuş.” “Gece olunca daha da büyüyor bu sessizlik. Herkes uyurken, ben içimdeki kalabalıkla baş başa kalıyorum. Her düşünce ayrı bir yara, her anı ayrı bir sızı… Kalbimde binbir parça kırıkla yaşıyorum, ama hâlâ ayaktayım. Belki de en çok bu yordu beni: Her şeye rağmen güçlü görünmeye çalışmak. Çünkü insanlar, ağladığında zayıf sanıyor; o yüzden en büyük acıları bile içime akıtmayı öğrendim.” “Ben artık ne gitmek istiyorum, ne de kalmak. Sadece biraz anlaşılmak, biraz dinlenmek istiyorum. Birinin gözlerime bakıp ‘gerçekten iyi misin?’ demesini… Cevap vermeme bile gerek kalmadan, sadece sarılmasını… Ama biliyorum, bazı hayaller sadece geceleri gelir, sabah olunca da usulca gider. Ben de alıştım… Gelenin bir gün gideceğine, kalanların bir gün değişeceğine… Ve en çok da, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına…
Zor geliyor yaşamak. ince bir çizgi arasında gidip geliyorum. Çizgiyi çekecek zaman gelmiyor, gelmiyor... Sanırım gitmem gerek. Gitmesine giderim de, vedaları sevmem ki... Kimseyi yüzüstü bırakıp gitmek istemem. Gerçi kimi bırakacaksam...
Duygu ve Düşünce
sözlerime harita çizmeme gerek var mı kuru bir sayfa belgelendirildi sezeryan hevesler mahcûbiyetim hat safhada içtimaya bekler rüyalar gitmek istemiyorum, kararlıyım, göze aldım kırbaç darbeleri birer birer günahlara maksat zımparalamak tarihi göçe icbar edilmek "ben" den bir ferahlık kıvılcımı olsa vardığım yerde, gökte, denizde ve Sen'in "huzur"nda ,inciden ak, kesif bir aşk mâlum arzum bambaşka
Din
Kendine değer veren insanlar, kalplerinin kapısını herkesin gelişi güzel çalmasına izin vermezler. Onlar bilirler ki insan, ruhuna nasıl davranılmasına müsaade ediyorsa, dünya da ona öyle davranır. Bu yüzden bir saygısızlık gördüklerinde, seslerini yükseltmeden, kırgınlıklarını büyütmeden yürüyüp giderler. Ne hesap isterler ne de izah… Zira izah gerektiren yerde zaten gönül kırılmış, saygı çoktan zedelenmiştir. Onların uzaklaşması bir kaçış değil; aksine kendine sadakatin zarif bir tezahürüdür. Diğerleri ise kalır, mücadele eder, açıklamaya uğraşır. Kırılanı onarmak, söneni canlandırmak, dağılana yeniden şekil vermek isterler. Ama bazen kalmak, iyileştirmek değil; kendini tüketmektir. Çünkü herkes, yaraladığı aynı yerden sarmaz insanın içini. Ve bazı kapılar, ne kadar çalsan da açılmaz. Bazen hiçbir açıklama yapmadan çekip gitmek, hiçbir drama gerek duymadan araya ördüğün duvar, aslında kendine duyduğun saygının en berrak ifadesidir. O duvar ne kibirdir ne de gurur; sadece “Buraya kadar” deme cesaretidir. Çünkü insanın kendini koruması, başkalarını kırmaktan daha büyük bir zarafettir. Ve bazen en güçlü cevap, sessizce kapanan bir kapı, hiç geri dönmeyen bir adımdır. Unutma; kendine değer veriyorsan, herkesin seni incitme hakkı yoktur. Bazı terk edişler yenilgi değil, insanın kendini bulduğu en onurlu yürüyüşlerdir. ___ /Güven Taşdemir