Of Not Being A Jew
İniyorum kulelerinden katil iniyorum maktul minarelerden taraçadan, bahçeden ilk tanıyı bulanların indikleri her yerden ilk tanıyı bulandıran bir vaşakla birlikte değdikçe ayaklarım merdiven alçalıyor açılıyor leşlerin, atmıkların cesurane canlıların korka korka uzandıkları zemin ağzımda kef iki gözIerimde mil iniyorum kulelerinden katil. Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor? Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan beni çağırmaktadır? Göklerin çökeltisinden başkaca soy toprağın tortusundan gayrı hısım bilmeksizin iniyorum kirli eteklerine beni emziren kaltak şehrin iniyorum ama indirilmedim iniyorum çalıntı tahtımı terk ederek arada bir çehremi dalgalandıran karaltı vurulmuş arkadaşlarımdan yansıyor olsa gerek iniyorum onlardan artakalan yükü indirmek için indiğim yerde beni bir bekleyen yok indiğim yerde biçilmiş ot gibiyim puslu, çapraşık, koklanmamış ihmalkâr gözle okunmuş bir kitap bîtab bir gözle okunmayı tercih ederdim yoğrulmuş olan benle bir daha yoğrulsaydı
Şiir
Yola, yolun kıymetini bilen yoldaş gerek. Mesele gitmek olsa herkesle gidilir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İmkânsızlıkları yaşamak mıdır sevmek, Yoksa severken imkânsız mıdır yaşayabilmek? Zor mudur gözlerine bakarken sevgiyi görmek, Yoksa sevgi midir gözlerindeki tek gerçek? Kolay mıdır bir anda vazgeçip gitmek, Yoksa gitmekten vazgeçip, sevmek mi gerek? Ben cevap veremedim, Sen?
FARKINDA OLMADAN ÖMÜR BİTİYOR
Hayat, çoğu zaman farkında bile olmadan hızla akıp gidiyor. Günlük koşuşturmalar, iş stresi, sorumluluklar ve rutinler arasında kaybolurken, aslında en değerli varlığımız olan zamanı nasıl harcadığımızı düşünmeye pek fırsat bulamıyoruz. Ancak bir gün dönüp geriye baktığımızda, "Zaman nasıl bu kadar çabuk geçti?" diye sormaktan kendimizi alamıyoruz. Peki, gerçekten farkında olmadan ömrümüzü tüketiyor muyuz? Hayatın Koşuşturmacasında Kaybolmak Modern yaşamın temposu, insanı sürekli bir şeylere yetişmeye zorlar. Sabah işe gitmek için acele ederiz, gün boyu yapılacak işleri tamamlamaya çalışırız, akşam eve döndüğümüzde ise yorgunluktan tükenmiş halde kendimizi ekranların karşısına atarız. Bu döngü günlerce, aylarca hatta yıllarca devam eder. Bu süreçte, aslında hayatın küçük ama anlamlı detaylarını kaçırmaya başlarız. Bir dost sohbetinin sıcaklığı, doğanın huzur veren güzelliği ya da bir çocuğun masum gülüşü gibi anlar, farkına bile varmadan gözümüzün önünden kayıp gider. Zamanın Değerini Anlamak İnsan, genellikle zamanın kıymetini onu kaybettiğinde anlar. Bir hastalık ya da beklenmedik bir olay, hayatın ne kadar kısa ve kırılgan olduğunu hatırlatır bize. Ancak bu farkındalık genellikle geçici olur. Günlük hayatın telaşı yeniden başladığında, tekrar aynı döngüye geri döneriz. Oysaki zaman, geri getirilemeyen tek kaynağımızdır. Para kazanabiliriz, eşyalarımızı yenileyebiliriz ama geçen bir dakikayı geri getirme şansımız yoktur. Farkındalık ve Anda Kalmak Hayatı gerçekten yaşamak için farkındalığımızı artırmamız gerekiyor. "Anda kalmak" kavramı burada devreye giriyor. Anda kalmak, geçmişin pişmanlıklarına ya da geleceğin belirsizliklerine takılmadan, şu anın tadını çıkarmayı ifade eder. Bu, sadece büyük anlar için değil, sıradan görünen günlük aktiviteler için de geçerlidir.
İnsan ve Hayat
‌Bi kere biterse biter Sen tekrar barışır sandığında bile çoktan BİTMİŞTİR gitmek sadece ayaklarla yapılan bir eylem değildir KALBİN gitmişse ayakların gitmesine gerek yoktur. bi kere biterse biter sen hala SEVİYORUM derken senden habersiz KALBİN çoktan soğumuştur zaten sen etraf toparlanıyor sanarken her şey ÇOKTAN DAĞILMIŞTIR, çünkü bir kere biterse biter ne yaşanmışlıklar tekrar başlatabilir ne de bundan sonra tekrar yaşanacaklar ÇÜNKÜ BİTİRMEYİ GÖZE ALAN SENSİZLİĞİ de GÖZE ALMIŞTIR ÇOKTAN
Duygu ve Düşünce
Kapatmak gerek kitabı. Kalkmak gerek, Zaman boyunca yürümek, Çiçeğe bakmak, Belirsizliği duymak gerek. Var olmanın sonuna dek koşmak gerek. Yok olma toprağının kokusuna gitmek gerek. Sohrab Sepehri
Şiir