10/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 20:02
Bir eğitimci, bir öğretmen olarak okuduklarım karşısında içim paramparça oldu. Alıntı bile yapamadım... Gözünüzün önünde yavaş yavaş kaybolan bir çocuğun hayatı, hangi prosedürden daha kıymetli olabilir? Zaman, çocuğun aleyhine işlerken; yetişkinlerin ihmali ya da yetersizliği telafi edilemez sonuçlar doğuruyor. Ne yazık ki her anne baba, çocuğunun yüksek yararını gözetmiyor. Galiba “anne baba olabilme” sorumluluğunu ciddiyetle değerlendiren bir bilinç ve sistem üzerine daha fazla düşünmeliyiz. Bir hak sahibi olabilmek için fiili bir ehliyet gerekir. Hiçbir çocuğun hayatı, böyle sönüp gitmemeli.
1000Kitap
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
Reklam
Puan vermedi·200 syf.··
2026 33. kitabı
Öncelikle şunu söylemeliyim ki; hac ya da umreye gitme niyeti olan herkesin bu kitabı öncesinde mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insan sadece gitmemeli, nereye gittiğini kalbiyle de bilmeli… Bu kitap Kâbe’yi anlatmıyor aslında, insanın içindeki o yön arayışını anlatıyor. Her satırda biraz daha yaklaşır gibi oluyorsun… Sanki sadece okumuyorsun da, orada yürüyorsun, dokunuyorsun, hissediyorsun. Hz. İbrahim’in teslimiyetinden, Hacer’in sabrına; Zemzem’in şifasından o mukaddes toprakların vakur sessizliğine kadar her şey öyle güzel işlenmiş ki… Okurken insanın kalbine ince ince dokunuyor. En çok da şu his kaldı bende: Kâbe sadece gidilen bir yer değil, aslında dönülen bir yer… İnsan kendine, özüne, Rabbine dönüyor. Gidemeyenler için derin bir özlem, gidecek olanlar için ise tarifsiz bir hazırlık… Ama her hâlükârda kalpte iz bırakan bir kitap. Ben okurken sık sık durup düşündüm… Bazen de içimden sessizce dua ettim. Kısacası; bu kitap sadece okunmaz, hissedilir. Ve evet… bence hac ve umre öncesi kesinlikle okunmalı
Kâbe-i MuazzamaMeryem Bastan · Kayıhan Yayınları · 202610 okunma
9/10
·352 syf.··
2026 19. kitabı
Hellooriii @umrantn ’ın sıcacık, fırından yeni çıkmış kitabıyla geldiiim @umrantn ’ın kalemini zaten çok seviyorum. Hani “Ne yazsa okurum.” dediğim yazarlardan… Bu kitabına da bayıldım! Kalemi o kadar akıcı ki asla yormuyor; sayfalar resmen akıp gidiyor. Sancak ve Gülce’nin hikâyesine az çok aşinaydım ama böyle bir kurgu gerçekten beklemiyordum. İnanılmaz güzeldi! Sadece sonu bir tık daha uzatılabilirmiş, biraz daha doysaydık keşke dedim ama bu haliyle bile çok etkileyiciydi. Gülce, Bozcaada – Çanakkale arasında yaşayan bir kız. Aslında Çanakkale’de yaşıyorlar ama babasının vefatından sonra yazları Bozcaada’ya taşınıyorlar, kışları yine Çanakkale’ye dönüyorlar. Üniversite öğrencisi olan Gülce, yazları annesine yardım etmek için adaya geliyor. İlk taşındıklarında ada sakinleri aileyi pek istemiyor. Fakat babasının yaptığı işi ve ölüm sebebini öğrendiklerinde onlara karşı bakış açıları tamamen değişiyor… Sancak ise bir senedir ortalıkta yok. Askerden döndükten sonra adeta ortalığı kasıp kavuruyor. Gülce her ne kadar ona karşı bir şey hissetmediğini söylese de içten içe sürekli Sancak’ı düşünüyor. Nereye baksa onu görüyor, sesini duyuyor… Bir gün en yakın arkadaşı Başak’la en sevdikleri yere gittiklerinde Sancak ve yakın arkadaşı Fatih de oraya geliyor. Sancak artık duygularını bastıramıyor. Gülce’ye “Bana abi deme, abi demeni istemiyorum.” dediği an var ya… İşte orası kalbime saplandı Gülce ne yapacağını şaşırıyor, eli ayağına dolaşıyor. Sancak ertesi gün buluşmak istediğini söylüyor. İçinde tutamadığını, her şeyin ona ağır geldiğini itiraf ediyor. Gülce kararsız… Gitmeli mi, gitmemeli mi? Ama kalbi çoktan kararını vermiş bile. Tam buluşma saati yaklaşırken heyecanla hazırlanıyor. Evden çıkmadan önce Başak’la konuşuyor. Derken kapı açılıyor… Bir anlık korku, bir
Ay Işığı ve YakamozÜmran Tan · Pukka Yayınları · 2026118 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
217 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 18:12
Ömer Hayyam, sadece şair değil, bir akıl ve vicdan adamı olarak okumak isteyenler için hazırlanmış. “Ömer Hayyam – Hayatı, Düşünceleri, Seçme Rubaileri” okuru önce Hayyam’ın çağının içine alıyor; medreselerin gölgesine, sarayların ihtişamına, dogmanın sertliğine… Ardından usulca rubaileri önüne bırakıyor. Ve o rubailer öyle masum değil; kadeh var ama sarhoşluk sadece şaraptan değil, ölüm var ama korkudan değil, Tanrı var ama sorgusuz itaatten hiç değil. Hayyam burada hayatı ertelemeyenlerin sözcüsü. “Sonra”yı sevmiyor, vaadi sevmiyor. Günü, şu anı, nefesi savunuyor. Bu yüzden yüzyıllardır kimine göre küfürbaz, kimine göre bilge. Aslında ikisi de değil: O, aklını susturmayan bir adam. Kitabın en güçlü yanı, rubailerin rastgele değil, Hayyam’ın düşünce dünyasını destekleyecek şekilde seçilmiş olması. Okurken şunu hissediyorsun: Bu dizeler masa başında yazılmadı, hayatın tam ortasında yoğruldu. İnsanı hem teselli ediyor hem de tokatlıyor. “Kendini kandırma” diyor, “korkunun arkasına saklanma.” Benim gözümde bu kitap, inançla aklı kavga ettirmeyen, hayatın faniliğini ağıt değil bilgelik yapan, okuru rahatlatmak yerine uyandıran** bir eser. Puan mı dersen? Edebî zarafet + felsefî cesaret = 10 üzerinden 9. Bir puanı da bilerek eksik: Çünkü Hayyam herkesin hoşuna gitmez. Gitmemeli zaten. Kısa bir cümleyle kapatayım. Bu kitap, hayatı ciddiye alıp ölümü hafife alanların kitabı.
Ömer HayyamGamida Kenar · Puslu Yayıncılık · 201982 okunma
9/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2025 09:51
Küçümseyerek demeyeyim de hani bu isimde bir kitap için ilk düşüncem aşk meşk içeriklidir yaşım başımı almış kafam almaz bedenim hükmetmez misali daha gençlerin işi mişi bu roman derken hafta sonunun da araya girmesiyle sanmıyor ve biliyorum ki üç gün gibi bir sürede dinleyerek bittim ve bitirdim nasıl başladı nasıl bitti hala şoktayım ters köşe bir sonla dedim ki (bazı zamanlar) aklın gittiği yoldan ayaklar gitmemeli yalan yok çok ama çok beğendim ve artık müzik dinlemeyi bırakıp kitap dinlemeye geçtiğim günden beri ne kadar doğru bir yolda olduğumu anladım yazarın şu an ikinci kitabıyla yüzleşiyorum ama bu yazar kesimlikle dram yazıyor ve acıtıyor tıpkı Hakan Günday gibi...
Şimdi de Aşk YüzündenVolkan Sönmez · Kuartet Yayınları · 2025251 okunma
Reklam
Reklam