Kendimle baş başa kaldığımda,kitaplıkta ne okuyabilirim diye bakınırım.Ama bu sefer farklı olmalı.Hızla geçip gitmemeli,içimde uyuşmuş biryerleri sarsmalı...
"İnsan, doyumsuz bir canavardır. Kendimle başbaşa kaldığımda; kitaplıkta ne okuyabilirim, diye bakınırım. Ama bu sefer, farklı olmalı. Hızla geçip gitmemeli, içimde uyuşmuş bir yerleri sarsmalı!"
Gazînin "niyeti" samimi olmalı, İslâm dini ve Müslüman halk için savaştığını unutmamalı, gazâda tama ve riyâ olmamalı, yani hareketlerinde dinî hayır düşüncesinden uzaklaşmamalı, gazâya sırf ganimet için gitmemeli. Bu son madde, yukarıda açıkladığımız gibi gazânın dinî-ideolojik niteliğini vurgulayan temel koşuldur (Yakınlarda Batı'da bazı yazarlar, bu noktaları görmezlikten gelip, gaza'yı sırf ganimet için haydutluk (banditry) sayma eğilimindedirler). Türk geleneğinde savaş-eri olarak gazîde bulunması gerekli on karakter sayılır: cesaret, yılmazlık, kendine güven, güçlülük ve savaşganlık, atılganlık, dayanıklılık, yerinde metanetle durma, sabırlılık, fırsatları kollama, yoldaşına vefâ vasıflarıdır; bunlar Dede Korkut, Dânişmendnâme gibi Türk destanlarında kahramanların vasıflandırılmasında belirlenmiştir.
Sayfa 25 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Âşıklar ilim, akıl ve hakikat lisanı ile değil aşk, muhabbet ve sekr lisanı ile konuşur.
Hikâye:
Rivayete göre Süleyman (Aleyhisselam)'ın kubbesi içerisinde bir erkek kırlangıç, dişi bir kırlangıca şöyle der:
'Seni o kadar çok seviyorum ki şayet bana; "şu kubbeyi Süleyman'ın üzerine yık" desen yaparım' dedi.
Rüzgâr kırlangıcın sözünü Süleyman (Aleyhisselam)'ın kulağına götürdü. Süleyman (Aleyhisselam) derhal kuşu çağırarak ona sordu: "Sen bunu yapamayacağını bilmiyor musun? Niçin böyle bir söz söyledin?" diye sordu.
Kuş şöyle cevap verdi:
"Yavaş ey Allah'ın elçisi! Hemen beni cezalandırma. Ben aşığım, âşıklar aşk ve sekr lisanı ile konuşur. İlim ve akıl lisanı ile konuşmaz."
Süleyman (Aleyhisselam) onun bu cevabına güldü ve cezalandırmadı.
Bu kıssada Semnun, Ömer Farid vs gibi muhabbet ehli zatların, şiirlerindeki sözleri hakkında önemli bir mazeret mevcuttur. Onlar aşk ve sekr lugatiyle konuşmuşlardır.
Yoksa Ömer Farid'in şu beyitlerinin neresinde akıl lisanı vardır ki:
"Ağladığımda Nuh tufanı gözyaşım gibidir
Halil'in ateşi, ateşimin mislidir Ateşim olmazsa gözyaşım beni boğar
Gözyaşım olmazsa ateşim beni yakar Yakub acımın bir kısmını tatmadı
Eyyub'un imtihanı benimkinin çok azı"
O halde hemen inkâra gitmemeli, âşıkların mazereti olduğunu bilmelidir. En doğruyu bilen Allah'tır.
Benim dünyayı sevmem için
Dünya beni sevmeli.
Tertemiz giysilerim olmalı
Ütülü, ince, yakışan.
Bir kızı sevmeliyim dupduru
Yağmur mavisi, bulut buğusu
Gökyüzü gibi sakin
Gülmeli gözlerinin içi
En acılı günlerimde bile
Tutup yalnızlığımdan
Bana güvenmeli;
Kaşlarını yıkmadan sevmeli beni.
Benim dünyayı sevmem için
Dünya beni sevmeli.
Çocuk düşlerimi ezen evler değil
Sevgiler olmalı oda oda
Mutluluğu gülüşlerle köpüren.
Babam utanmamak benden
Annem ezik durmamalı
Ufacık bir isteğimle buruk.
Bir işim olmalı, bir güvencem
El ellerinde hoyrat
Ev içlerinde
Kanayıp gitmemeli çocuk ömrüm.
Benim dünyayı sevmem için
Dünya beni sevmeli
Dünya beni sevmeli.