Gözlerindeki dehşetli ifadeyi görür görmez gözümdeki yaşlar nehir gibi çağladı, ne kadar acınacak bir halde olduğumuzu ilk kez o an anlamıştım. İnsan ne kadar aciz olduğunu en iyi başkalarının gözünden okuyabiliyor.
Aileden hiç kimse o gün olalar hakkında konuşmak istemiyordu ama unutmaya da kimsenin gücü yetmediğinden derinin altında duran ince bir kıymık gibi sürekli can yakıyordu.
Çünkü annem bir yerden sonra hayatı geriye doğru yaşamayı seçmişti; etrafında olup bitenlere karşı alabildiğine kayıtsızdı, hafızasının arka odalarındaki tozlu dünyaya dalmıştı, geçmişte kalan olaylarla, birçoğu ölüp gitmiş insanlarla zaman geçirmeyi yeğliyordu, bu konaktan ayrılacak olursa hafızası yavaş yavaş kaybolacak, ölümü andıran koca bir boşluğa düşecekti. Kendisini hatıralarıyla ördüğü çemberin içine kapattı, kimseyi oraya sokmak istemiyordu. Bir hayat kaçağı olmayı seçti. Herkesin hafızasından ve hatırasından silinmeyi bekledi.