Gökhan

Gökhan
@gkhnmstn
Sadece insan..
BENİM ADA’M
9/10
·200 syf.··
2024 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2024 13:55
Bir sanat eserinin amacı, size sunulduktan sonra hayatınızda bir yere dokunması, bir şeyleri size sorgulatması tabiri caizse sizi biraz sarsmasıdır. Duygu fetişizmi yapan eserimsilerden bahsetmiyorum. Ada benim için tam böyle bir kitap.. Okuyup bitirdikten sonra içinizde içindekilere dair bir şeyler düşünme, yazma, aktarma ihtiyacı oluşturuyor. Kitabın farklı bir anlatım tarzı var. Adada ama -ıssız bir adada değil- :) isimleri pek anılmayan yaşlı bir çiftin etrafında gelişen olaylar anlatılıyor. Aslında her bölüm ayrı bir öykü ve bu öykülerden oluşan bir roman karşımıza çıkıyor. Yani belli bir sıraya bağlı olmadan her bir bölümü istediğiniz gibi okuyabilirsiniz. Kitap evrensel konulardan bahsettiği için adanın neresi olduğu, karakter ve yer analizleri oldukça anonim kalmış. Kitabın dili, anlatım tarzını çok içten ve samimi buldum anlatımındaki başta hüzün olmak üzere duygular bana çok geçti ve oldukça beğenerek eseri okudum. Aslında hepimiz kendi hayat adalarımıza yaşıyoruz ve bu yaşamanın kaçınılmaz bir sonucu olarak önce yaşlılık istasyonuna uğrayıp son durak olan ölümün kucağına bırakıyoruz kendimizi. Gelip geçen zaman karşısındaki çaresizliğimiz, mutluluk arayışımız, ten kafesinin günden güne eskiyip yıpranması her gün bize bu yaşlı handaki ahvalimizin ne kadar garip olduğunu hatırlatıyor. Bu acayip durumdan çoğu zaman kurduğumuz hayallerle veya sanat yoluyla bize ulaşan başkalarının kurduğu hayallerle kurtulmaya çalışıyoruz veya gençlik döneminde hayatın yarısını çalışarak, önemli kısmını uyuyarak, kalan az zamanını da türlü yapay uyuşturucuların etkisinde kendimizi kandırarak geçiriyoruz. Bence bu hayat kendimizle, ailemizle, çevremizle, etrafımızdaki canlı cansız her şeyle kurduğumuz samimi ve gerçek ilişkilerle güzel ve gerçek mutluluğun
Edebiyat
AdaMeşa Selimoviç · Ketebe Yayınları · 2020216 okunma
Reklam
ADALET’İN YOLCULUĞU
8/10
·320 syf.··
2019 45. kitabı
Ana karakterimiz Adalet. Genç yaşında aniden öleceğini haber alıyor ve işlediği ilk günahın peşinden gitmeye karar veriyor yani kendisi için ismine layık bir yolculuğa çıkıyor. Yazar kitabının amacını bir söyleşide açıklarken bir rüzgar essin ve ondan bir coğrafyanın nasıl masumiyetini kaybettiğini duyalım istedim diye açıklıyor. Kitaptaki yerler kurgu fakat çok tanıdık sanki şurası diyebileceğimiz bir Anadolu kasabası.. Hatta bir yerde geçen olaylar Şahsiyet dizisini epey anımsattı. Bu acıların, zulümlerin dünyanın birçok yerinde yaşandığını düşündüğümüzde bunun çok doğru bir tercih olduğuna inanıyorum. Yazar kitabı yazmaya başladığında Çin’de olduğunu ve habere ulaşımının kısıtlı olduğu bir ortamda Ankara Katliamı olayını duyduğunu söylüyor. Bu ruh haliyle eserini yazmaya başlıyor. İlk cümle; öleceğimi öğrendiğimde çok şaşırdım.. Kitabın genel havası oldukça melakankolik yazar bu havayı Hülya karakteriyle dengelemeye çalışmış. Fakat yer yer fazla kötümser ve olaylar sonrasındaki çıkarımlar sanki çok oturmadı gibi hissettim. Buna rağmen isminin aksine ruhuma dokunduğunu ve kaleminin oldukça akıcı olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Yazmaya şifa penceresinden bakan, yazmayı bir oyun alanı olarak gören ve bir romanını ortalama yedi kez yazdığını söyleyen bir yazardan başka ne beklenebilir ki? İncelememin başında Adalet’in ilk günahının peşinden bir yolculuğa çıktığından bahsetmiştim. Sonra ne mi oluyor? O hissettiği çağımızın vebası olan suçluluk duygusunu; yaptığı şey yüzünden değil aslında yapmadığı şeyler yüzünden olduğunun yani etrafına doğaya, eşyaya, hayvanlara, insana temas etmediği, kötülüğün değil iyiliğin bir parçası olmadığı için hissettiğinin farkına varıyor. Velhasıl, bize lazım olan dokunmak azizim!
Edebiyat
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,6bin okunma
BİRTAKIM YANLIŞ ANLAŞILMALAR
8/10
·224 syf.··
2024 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2024 11:53
1-Yazarın daha önce Öfke Dansı kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Bu eserini onun kadar beğenmesem de içeriğini oldukça faydalı ve doyurucu olduğunu söylemeliyim. Kitabı okuyunca yazarın Yahudi olduğunu anlıyorsunuz. Psikoloji alanında ne çok Yahudi bilim insanı var. Victor Frankl, Erich Fromm, Freud, Adler.. aklıma ilk gelenler.. Bu konu hakkında bilgi sahibi olanlar yeşillendirirse sevinirim.. 2- Kitabın başlığı çok iyi seçilmiş. Korku, öfke, kaygı, utanç gibi vücutta fiziksel belirtiler gösteren güçlü negatif duygular karşısında gerçekten bir dans kıvraklığına ihtiyacımız var. Müzik ruhumuzda bir duygu fırtınasına sebep olur içimiz hop hop eder fakat dans etmeye geçtiğinizde bu taşkınlığı belirli bir ritme uydurur ve kontrol altına alır ve istediğiniz yöne çevirirsiniz. Müzikle birlikte ifa edilen dansın bitmesi gibi bu kötü duygularda gelir geçer.. Ben mi ne dans etmeyi ne de bu olumsuz duyguları sevmiyorum  3- İncelememin adını birtakım yanlış anlaşılmalar koydum çünkü kitap bazı yanlış algılarımızı düzeltiyor. Cesur insan hiçbir şeyden korkmaz zannediyoruz yanlış korkudan, utançtan, öfkeden sürekli kaçıyor; dünyayı hep mutlu, neşeli, huzurlu olacağımız bir yer sanıyoruz yanlış, dünyanın karanlık bir yüzü olduğunu aslında çoğu zaman karanlık olduğunu unutuyoruz yanlış.. Baş etme yöntemimizle değil duyguyla uğraşıyoruz yanlış.. Doğrusu mu onu da kitaptan okuyunuz azizim.. 4- Yazar derdini küçük bölümlerle, bol örneklerle -bazı yerlerin gereksiz uzun olduğunu düşünsem de- gayet güzel bir şekilde ifade ediyor. Korkuyla derdi olanların okumasını tavsiye ederim. Kitabın hatırlattığı şarkıyı da şuraya bırakıyorum.. youtube.com/watch?v=LGCZCo-...
Psikoloji
Korku DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 2016185 okunma
MANKURTLAŞMANIN TARİHİ
10/10
·444 syf.··
2023 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2023 12:19
1-Gün Olur Asra Bedel şiir gibi bir anlatıma sahip, daha kitabın başındaki tilki üzerinden resmen o tren istasyonunu gözünüzde canlandırıyor, kendinizi o tilki ya da kamerayla o tilkiyi takip ediyor gibi hissediyorsunuz. Yazar daha kitabın ilk sayfalarında kaleminin ne kadar güçlü olduğunu bize gösteriyor. 2- Dikta rejimleri milyonlarca insanın ölümüne, sakat kalmasına, yerlerinden yurtlarından olmasına, tarifi imkansız acılara neden oldu. Bununla birlikte sanat açısından bakılacak olursa fikirlerin serbestçe ifade edilememesi sembolizm akımını doğurdu. Böylece anlatılmak istenen üstü kapalı, dolaylı yoldan yani daha sanatsal ifade edildi. Gerçekten sanatın baskıcı rejimlerde çok daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Adeta bataklıkta açan bir gül gibi.. 3- Ayrı zaman dönemlerinde birbirlerine geçmis cok farklı mankurtlaşma hikayelerini okuyoruz. Geçmiş zamanda Nayman ananın hikayesinde, şimdiki zamanda Rus okullarında, yurtlarında eğitim görmüş Sabitcan karakterinde, modern ya da gelecek zamanda uzay üssü hikayesinde mankurtlaşmanın farklı versiyonlarını okuyoruz. Nayman ananın oğlu Juanjuanlar tarafından yakalanıp başına deri parçası geçirilip saatlerce güneşin altında bekletiliyor. Bilincini kaybedip kendisine ne emir verilirse yerine getiren bir mankurda dönüşüyor. Sabitcan ise Rus eğitim sistemi kafasına geçirilmiş böylece kendi öz değerlerinden koparılmış, öz kültürünü unutmuş bir mankurt.. Uzay üssünde alınan bir kararla Amerika ve Rusya dünya dışı gezegenlerle iletişim kurmamak adına en son dünyanın üzerine kasket geçirip dünyayı toptan birer mankurt gezegenine dönüştürmeye karar veriyorlar. Yazar uçsuz bucaksız bir bozkırdan, geçmiş masallardan, bir köyden ta uzaya bu konuyu o kadar ustalıkla taşıyor ilmek ilmek örüyor ki hayran kalmamak elde değil.. 4- Tren
Edebiyat
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202156,1bin okunma
BESLENMEDEN MAKSAT
8/10
·128 syf.··
2023 17. kitabı
1-Yazar, beslenmede genel olarak uyulması gereken ilkeleri İslam dinini referans göstererek toplamış. Bu ilkeler; helal, tayyip (doğal ve bedenimize faydalı olması), yemekten önce ve sonra ellerin yıkanması, besmele ile başlanması, sağ el ile yenmesi, 2 öğün (meşhur ifadesiyle aralıklı oruç) yenmesi, birlikte yenmesi, ihtiyaç sahibi ve etraftaki canlıların gözetilmesi ve ayakta yenilip içilmemesi olarak toplamış. Bu ilkelerin hepsi önemli olmakla birlikte maddi ve dini açıdan hepsinin aynı oranda önemli olmadığını belirtmem gerekiyor. 2-Zararlı gıda katkılarına yukarıda bahsettiğim tayyip olma ilkesi gereğince mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor. Bunun için alacağımız ürünlerin son kullanma tarihlerini ve içeriklerini mutlaka okumalıyız. Kitapta bahsedilen zararlı katkıları; E621, E120, E904, E910, E920, E921, E441 ayrıca sentetik ürünlerden salam, sosis gibi işlenmiş etlerden mutlaka uzak durmalıyız. 3- Kitapta ayrıca duygusal açlık konusuna değinilmiş. Öncelikle duygusal açlığı normal açlıktan nasıl ayırt etmemiz gerektiğine değinmemiz gerekirse duygusal açlığı aniden, belirli bir gıda grubuna karşı ortaya çıkan ve sonrasında pişmanlık duyduğumuz his olarak açıklayabiliriz. Duygusal açlığın çözümü ise önce durmak ve duygunun farkına varmak su içmek (10 dk.), 15 dk kadar başka bir işle meşgul olmak hala bu hissi taşıyorsak salata, havuç, yoğurt gibi sağlıklı besinler tüketmek.. 4- Kitapta ayrıca artık 2. Beynimiz olarak bildiğimiz bağırsakların önemi ve bağırsak sağlığı için GAPS diyeti ve ayrıca salgın sonrası değerini daha çok anladığımız bağışıklık sistemizi güçlendirmemiz için Eliminasyon diyetinden bahsediliyor. Yazar bahsettiği diyetlerde bize pratik çözüm önerileri ve yemek tarifleri sunuyor. 5- Yazar bize beslenmeyle ilgili pratik çözüm önerileriyle derdini
Her Şey Doymak İçin mi?Samet Koçyiğit · Cezve Yayınları · 202261 okunma
Reklam