Gökhan UZEL

Gökhan UZEL
Bursa Olay Gazetesi Yazarı/olay.com.tr/yazar/drgokhanuzel
Acımak?
Puan vermedi·159 syf.··
Beğendi
·
2018 34. kitabı
(Spoiler içerir) “Acımak” Reşat Nuri Güntekin’in çarpıcı romanlarından bir tanesi… 1920’lerin Türkiye’sinde geçmektedir. Romanda Acıma duygusu, iyilik, dürüstlük, fedakârlık ve kötülük, yalancılık, tembellik ikileminde anlatılıyor. Kitabın ana karakteri Zehra, çalışkan, disiplinli, verdiği kararlardan asla geri dönmeyen, en küçük bir gevşekliği ve zaafı affetmeyen idealist bir Anadolu öğretmenidir. Sivas’ın bir mezrasında öğretmenlik görevini yapmaktadır. Hikâye Zehra’nın çalıştığı okula bir mektup gelmesiyle başlar. Mektup, Zehra’nın İstanbul’daki babasının ölüm döşeğinde olduğunu ve kızının derhal İstanbul’a gelmesi gerektiğini bildirmektedir. Ancak ilginç bir şekilde Zehra gitmek istememektedir. Okul müdürü Tevfik Bey’in ısrarı üzerine Zehra hikâyesini anlatmaya başlar. Zehra’nın babası Mürşit Bey bir alkolik, kumarbaz, kaçakçıdır. Küçüklüğünde Zehra ve ablası Feriha’ya ızdıraplar çektirmiştir. Ablası Feriha fakirlik içerisinde veremden ölmüştür. Yine de Zehra son bir kez gidip babası Mürşit Bey’i görmeye karar verir. Ancak İstanbul’a vardığında Mürşit Bey vefat etmiştir… Mürşit Bey’den kalan bir sandık malzemeyi Zehra’ya teslim ederler. Zehra sarhoş, kumarbaz bir adamın ne eşyası olacak ki demesine karşın yine de sandığı açar. Beklediği gibi babasının pek eşyası yoktur. Ancak sandığın dibinde hafif büyükçe, dikdörtgen, metal bir kutu durmaktadır. Zehra kutuyu açar ve kutunun içinde babasının yazdığı günlükleri görür… Zehra bu zor durumu içerisinde nasıl günlük tutmuş diye düşünerek meraklanır ve günlükleri okumaya başlar… Okudukça şaşkınlığı katbekat artar… Günlükler babası Mürşit Efendi’nin çalışma hayatının ilk gününden itibaren başlamaktadır. Zehra, Mürşit Efendi’nin günlüklerini okuduğunda babasında kendisini görür ve aslında babasının hiçte bildiği gibi
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·632 syf.··
Beğendi
·
2018 50. kitabı
Oblomov “lüzumsuz adam” tiplemesinin ölümsüz örneklerinden birisi ve belki de en bilinenidir. Orta yaşlı toprak sahibi Oblomov işinden ayrılmış, borca batmış ve tüm dünyevi işlerini yatağından görmeye başlamıştır. Her bir köşesi dökülmekte olan dairesinde kendisi kadar tembel uşağıyla birlikte kayıtsızlık içinde yaşayan bu miskin asilzade, değişime ayak direyerek işlevsizleşmiş bir sınıfın timsalidir. Gonçarov’un kaleminden çıktığı günden beri toplumun içine karışmış, “Oblomovluk” sözcüğünü günlük dile kazandırmıştır. Oblomov, 19. Yüzyıl sonunda bu açmaza giren toprak sahiplerinin güldürüsü olmakla kalmıyor, aynı zamanla mevcut sosyal düzenin acayipliklerini de ciddiyetle ama tatlı bir dille eleştiriyor. Kitap temelde iki düşünce akımının çarpışması yönünde ilerler. Bir tarafta, 19. Yüzyıl Rusya’sında varlığını serfliğe borçlu olan, miyadı dolmuş, sorumsuz aristokrasiye somut bir örnek teşkil eden İlya İlyiç Oblomov, diğer tarafta ise hayatın “düşünmek ve çalışmak” olduğuna inanan, durağanlığa katlanamayan, ve sürekli hareket halinde olan Andrey Ştoltz… Oblomov zamanın “durağan” tarafını temsil etmektedir. Ailesinin köyü olan Oblomovka’da mevsimler sakin sakin, düzenli birbirini izlerler…Her şey olağan, doğanın belirlediği genel düzeniyle sürüp gider…Oblomovka sakinleri ahlaki veya düşünsel sorunlarla kendilerine işkence etmezler ve bu nedenle sağlıklı, neşeli ve uzun ömürlüdürler. Kusursuz huzur ve sükünetin, egemen olduğu bu dünyanın temel imgesi, dingin durgun akan bir ırmağı andıran yaşamdır: “Yaşam hemen yanı başlarında durgun bir ırmak gibi akıyordu, yapmaları gereken, bu ırmağın kıyısında oturup, çağırmadan kendiliklerinden sırayla gelip önlerinden geçen kaçınılmaz olayları izlemekti” der Gonçarov… Bu açıdan Oblomovka, gerçek bir toplumsal veya coğrafi konum
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
MUHTEŞEM GATSBY!
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2018 61. kitabı
Daha genç ve daha kırılgan olduğum yaşlarımda babamın verdiği bir öğüt, o günden beri aklımdan hiç çıkmaz. “Birisini eleştirmeye kalkıştığında,” dedi bana, “ şu dünyada her insanın senin bulunduğun ayrıcalıklara sahip olmadığını aklından hiç çıkarma.” “Muhteşem Gatsby” edebiyat tarihinin en etkili romanlarından biri olarak gösterilir. Yazar Scott Fitzgerald’dan insanlık tarihine sunulmuş bir “umut manifestosu…” Zira kitapta birçok yerde “yeşil ışık” metaforu ile umuda atıfta bulunulmaktadır. Hikâye 1920’lerin Amerikası’nda geçiyor. O yıllarda Amerikan ekonomisi yeni yeni büyümekte, ekonomik sınıflar tam olarak oluşmamış durumdadır. Kapitalizm kontrolsüz bir durumda, büyük şirketler hukuksuz ve yolsuz davranmaktadır. Zengin ve fakir kesim arasında büyük bir gelir uçurumu vardır. Kölelik düzeni devam etmektedir. Had safhada bir gösteriş ve eğlence kültürü hakimdir. Toplum çöküşün sinyallerini vermektedir. Bu ekonomik düzen içerisinde kaçakçılık ve organize suç şebekeleri ortaya çıkmış, borsa üzerinden dönen sanal bir ekonomik düzen hüküm sürmektedir. Borsa ekonomisi vasıtasıyla üretime dayanmayan, sanal bir zenginlik ortaya çıkmaktadır. Klu klux klan gibi ırkçı topluluklar vasıtasıyla ülkenin özgürlük, demokrasi gibi öz değerleri yozlaştırılmakta, sadece maddi zenginliğe dayalı bir refah düzeni kurulmaya çalışılmaktaydı. Özgür bir ortam bulamayan yazar ve sanatçılar Avrupa’ya göç etmekteydiler. Yazar, caz müziğin de ortaya çıktığı bu dönemi “Caz Devri” olarak adlandırmaktadır. İlerleyen yıllarda 1920’li yılların gençleri “yitik kuşak” olarak adlandırılacaktır. Çünkü bu kuşak kendini ne geçmişe ne de geleceğe ait hissediyordu… Bu koşullar altında ekonomi ve Amerikan tarihinin en büyük krizlerinden biri olan 1929 Büyük Buhran”ı yaklaştığını
Edebiyat
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526,9bin okunma