Eğer bu alçakgönüllü kardeşinizin sözlerine inanır, söylediklerinin gerçek olduğunu düşünürseniz, bilin ki para kimseyi ne daha mutlu ne de daha neşeli yapar. Yaptığı tek şey, insanı kötü bir karışıklığa sürüklemektir. Parayla hiç kimseye yardım edemezsiniz; onu daha mutlu, daha güçlü ve neşeli kılamazsınız. Bu yuvarlak metali ve ağır kağıtları en büyük düşmanınız olarak görün ve ondan nefret edin.
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin
Yaşamın bütün alanlarında kâr-zarar hesabının yapılması, bütün etkinliklerin değerlendirme kriteri olarak verimliliğe atıf yapılması ve yıkıcı rekabetin normal karşılanması yani bütün toplumsal alanın bir mücadeleye dönüşmesi gerçekte insanı taciz eden sürekli bir gerilimdir. Yaşamın yüksek performans kültürünün etkisinde olmasından dolayı duygusal çatışmalar ve gerilimler kaçınılmaz olarak belirleyici olur. Birçok insanî değer çok kolay şekilde harcanıp birçoğu da tedavülden kalkan nostaljiye dönüşür. Kesintisiz bir yüksek performans yakalanamayacağına göre, bireylerin hayal kırıklığına uğraması da kaçınılmazdır.