Yapmacıklık, ne şekilde olursa olsun en akıllı, en sağgörülü adamı bile kandırabilir; ama yapmacıklık ne kadar büyük bir ustalıkla gizlenirse gizlensin en kıt anlayışlı çocuk bile onu anlar ve tiksinir.
Konstantin susuyordu. Her yönden bozguna uğradığını hissediyordu, bununla birlikte söylemek istediği şeyin ağabeyi tarafından anlaşılmadığını da hissediyordu. Neden anlaşılmadığını bilmiyordu yalnızca: söylemek istediği şeyi açık açık söylemeyi beceremediği için mi, ağabeyi anlamak istemediği için mi, yoksa onu anlayamadığı için mi?
Bizim yerel yönetim kurumları ve bunların hepsi, Avrupa’da kendiliğinden yetişen ormanlara benzesin diye Hamsin Yortusu’nda diktiğimiz akağaçları andırıyor ve ben bunları içimden gelerek sulayamıyor, onlara güvenemiyorum!
Ağabeyini daha fazla tanıdıkça, Sergey İvanoviç’in de, toplum yararına çalışan pek çok başka insanın da toplum yararına gösterdikleri bu sevgiye yürekleriyle yönelmediklerini, ama bununla uğraşmanın iyi bir şey olduğuna akıllarıyla hükmettiklerini ve sırf bu nedenle bu işle uğraştıklarını daha fazla fark ediyordu.