Umumun parası sarf edilirken o kadar cömert, hasbi, kayıtsız şartsız yenilik taraftarı olan, benim eserimle övünen insanlar, şimdi kendi menfaatleri ortaya konunca birdenbire dönmüşlerdi. Hatta Halit Ayarcı’yı bile artık dinlemiyorlardı.
Ben kendi içimden, “Oğlum, karşımda...Fakat düşüncelerimiz yeniden birbirinden ayrıldı, diye düşündüm. Müşterek iş bitince aramızda eski uçurum açıldı. Artık yine ancak hastalandığımı haber alınca, yahut muayyen günlerde gelip göreceği bir adam oldum.”
Bu zalim bir düşünce idi. Her tarafından bir çıkmaza benziyordu. “O kendisi olmak için beni unutmağa belki muhtaç! Fakat ben ancak onun sayesinde biraz kendim olabiliyorum. Bu, belki de onun hiç anlamayacağı bir şey. O benim kaderimi bitmiş biliyor ve bunda haklı! Fakat ben onun kaderi üstüne acz içinde titriyorum.”