''N'oldu?'' diye sordu Harry.
Ron gergin bir halde cevap verdi: ''Örümceklerden... hiç... hoşlanmam.''
Hermione şaşkınlıkla Ron'a baktı. ''Bundan hiç haberim yoktu. Defalarca iksirlerde örümcek kullandın...''
Ron, pencereden başka her yere bakmaya özen göstererek, ''Ölü oldukları zaman aldırmıyorum,'' dedi. ''Hareket ediş şekilleri hoşuma gitmiyor...''
Hermione kıkırdadı.
''Hiç de komik değil,'' dedi Ron, öfkeyle. ''İlle de öğrenmek istiyorsan, ben üç yaşındayken Fred oyuncak... oyuncak ayımı kocaman iğrenç bir örümceğe dönüştürdü. Çünkü oyuncak süpürgesini kırmıştım. Ayına sarılırken birden bir sürü bacağı olsa senin de hoşuna gitmezdi...''
Titreyerek sustu. Hermonie belli ki hala gülmemeye çalışıyordu.
Başlığın altına, sevilmediği için terk edip giden bir kadının ardından, ruhunda kıymık ile hıyar gibi tek başına kalan bir adamın hallerine dair iki satır not aldım.
O esnada otobüs terminallerinde, mahalle aralarında toy oğlanları askere uğurladılar. Ölmeye veya öldürülmeye ayakları gitmeyen delikanlıları arkalarından itelediler.
Gidenlerin bazıları kan kırmızı bayraklara sarılı tabutlarda döndü. Televizyonlar, tabut başında acı ile yıkık insanlar getirdiler ekranlarına.
Daha dün sabahlara kadar açık pencereler kapandı. Kahkahalar, küfürler duvarların ardında kaldı. Sokaklar sessizleşti. Oyunbaz çocuk seslerinin yerini, boylarından büyük çantaları sırtlamış bücür yaratıkların okul telaşı aldı.