...ilkel topluluğun insanının istediğini yapıp istediğini yapamayacağı (günümüzdeki anlamıyla) "özgürlük" içinde yaşadığı sanılmamalı. Neyin, ne zaman, kimlerce yapılacağı önceden, kesin olarak belirlenmişti. Yapılacak şeylerle yapılmayacak şeyler, bir ilkel topluluğun insan-insan, insan-doğa ilişkilerinde kuşaklar boyu deneyiminden süzülüp çıkarılarak geleneklere bağlanmıştı. Bu bakımdan ilkel topluluğu, kişilerin değil, geleneklerin "yönettiği" söylenebilir. Daha doğrusu ilkel topluluğun geleneklerle "yürütüldüğü" söylenebilir.
Bunlar senin politikacıların, bunlar senin polis müdürlerin, bunlar senin yargıçların, jürilerin, liderlerin, sözde azizlerin, din adamların, papaların; otoritelerin bunlar. Hepsinin senin sefaletinde büyük çıkarı var. Onlar senin perişanlığına yaslanıyorlar. Sen mutsuzsan onlar mutludur.