Aslında hayat ona yıllar önce başladı bir şeyler söylemeye. Ama hayatın dilini hiç öğrenemedi. Bu dili öğrenmek, hayatın ona ne dediğini anlayabilmek, doğru okumak, doğru yorumlamak için gayret etmedi. Zamanını sadece her şeyden ve herkesten şikayet ederek, hayata sitem ederek geçirdi. Bu dili öğrenemeyenler, ömürleri boyunca aynı hataları yapmaya, bilinç dışı tarafından alınlarına yazılan kaderi yaşamaya devam ederler. Oysa o sesi duyabilse, bütün bunları neden yaptığını anlayabilse, içindeki apseyi boşaltabilse, hayat ona başka türlü cevaplar verecek, bambaşka kapılar açacaktı.
Psikiyatriye deliler değil, akıllılar gelir. İç dünyasında bir şeylerin yolunda gitmediğini, bir yerlerde bir yanlış olduğunu fark etmek için kişinin akıllı ve duyarlı olması gerekir.