Ümmügülsüm

Ümmügülsüm
@glsmkrglgl
“ ‘Her şey ben ve benim düşüncelerimden ibaret olsa da bu dünyada yaşamak zevkli bir şey’ diyordu, ‘Sen! Oğlum! Sen benim zihnimde bir düş, bir düşüncesin. Bana şu anda dokunuyorsun. Ama ben sana dokunamıyorum. Çünkü düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?’ ”
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Rendekâr düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? Galata’da, Yelkenci Hanı bitişiğinde ikamet eden Uzun İhsan Efendi mi, yoksa bugünden tam üç yüz sekiz yıl sonra, sözgelimi İzmir’de oturan mahzun ve şaşkın adam mı? Hangimiz düş ve hangimiz gerçek? Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisinin düşündüğünü bildiğini düşlüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.”
“Kendinden emin, istikameti belli olan insanın hareketten önce tefekküre ihtiyacı olur. Başarıyı getirecek bir hareketin içinde mutlaka derin düşünce de bulunur. Büyük şahsiyetler, IV. Henri veya Napolyon önemli kararlardan önce ya kendileri derince tefekkür eder ya da etrafındakilerle ve bakanlarıyla istişare yaparlardı. Kim ki düşünmez, yapması gerekenleri aklının bir kenarında tutmazsa ve amacına ulaşmak için ciddiyetle çaba harcamazsa sıradanlığın oyuncağı olur. Belirsizlik sebebiyle maksadını karıştırır, yönünü şaşırır.”
“Kelimeler kavramları ifade etmekte kullandığımız kısa, kolay işaretlerdir. Çok daha karmaşık düşünceleri anlatmak içinse yetersiz kalırlar. Sıradan beyinlerin kelimelerle düşünüp, takılıp kalması âdeta ölümcüldür. Zaten kelimelerin anlamsızca sıralanışından bir şehler umanların bir sonuç elde etmesi mümkün mü?”
“On sekiz ila yirmi beşli yaşlarda doğaya, dağa, ormana, denize, güzel olan şeylere, sanata, edebiyata, bilime, tarihe yönelmek yeterli olacaktır. Bunlara alıp başını yeni yerler keşfetmeyi de ekleyebiliriz. Böyle bir seyahat gence başarma duygusunu tattıracak, çok faydalı olacaktır. Zihinsel ve duygusal anlamda ona çok büyük değerler katacaktır. Başarısızlıklar ona tekrar çaba sarf etmeyi, zorlukların üzerine gitmeyi öğretecektir. Hayatta mutlak başarı her zaman söz konusu değilde de verilen mücadelenin sonunda kalbin rahatlaması başarı adına kâfidir.”