Ümmügülsüm

Ümmügülsüm
@glsmkrglgl
“Ben Hüsrev. Anladım ki; kalbinden uzak düşenin kalbini üfleyip, onu yeniden içimize konduran bir kuş nefesi vardır. Bu sıradan hikâyemi, benden yüzyıllar sonra gelen biri, benim gibi duyarak anlatsın isterim. Desin ki; cevher kararmadıkça, her hayat için tetikte duran bir mucize vardır.”
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“O, aklına düşen sorudan kendini alamadığı için, tıpkı bir toz bulutu gibi avuçtan avuca gezip durdu yıllarca. Ve gördü ki, sırrını çözdüğü her avuçta insanla vicdanı arasındaki mesafe açılıyor. Gördü ki, görünen hayatların pek çoğunun bir başkası tarafından görülmeyecek kadar kalın bir astarı vardır.”
“ ‘İşte o zaman farkına vardım. Yaşadığımız dünya ilkel çağlardan hiç farklı değil. Köyün işine yaramayan insanlar silinir gider. Ava çıkmayan erkekler, çocuk doğurmayan kadınlar... Günümüz dünyasına bak. Sürekli bireyselliğe vurgu yapılır ama köye aidiyet göstermek istemeyen insanların yaşantılarına karışılır önce, sonra zorlamalar gelir, en sonundaysa köyden kovulurlar.’ ”
“Onunla her şey basitti. Aklımızdakiler ve gönlümüzdekiler hep dilimizdeydi. Kaygısızdık. Daha doğrusu ufak kaygılarımız vardı. Birbirimize hediye alamamak yahut güzel bir lokantada yemek yiyememek gibi... Ama bu ufak noksanlıklar bizi daha başka yapıyordu belki de. Günün birinde cebimdeki tüm parayı çıkarıp saymaya başladım. Alacağım iki simidi denkleştirmek için avcumdaki bozuklukları toplarken kafam karıştı ve ikimiz de güldük. Sonra Feyza, elini elime koydu ve incecik parmağıyla, paraları teker teker kenara ayırarak saydı. Zengin olsaydım, cebimde bozukluk değil de tam para olsaydı; Feyza’nın güzel parmağının ucunu avucumun ayasında hissedemeyecek, kibar dudağının ‘Yirmi beş, elli...’ derkenki güzel hareketlerini göremeyecektim. İnsanın gençken, hele de âşıkken zengin olması ne de büyük bir fakirliktir.”
“ ‘Evet hocam... Roman insanı konu alır, çünkü insanın olduğu yerde talihsizlik vardır. Ve kişi, gerek kendi talihsizliğini yazarak gerekse başkalarının yaşadığı talihsizliği okuyarak yalnızlıktan kurtulmaya çalışır. Roman insanı konu alır. Çünkü yalnızlığımızı def etmenin tek yolu, herkesin en az bizim kadar biçare, kayıp ve talihsiz olduğunu anlamaktan geçer.’ ”