Adı:
Bihaber
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
332
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051555669
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Bir akademisyen niye yalan söyler? Yahut insan, niçin yalan söylediğini bilebilir mi? Edebiyat fakültesinde hocalık yapan Kazım Kanmaz, otuzlu yaşlarındayken bir yalan söylemeye karar verir. Hayat macerasında karşısına çıkmış insanları alıp bir potada eritir ve 19. yüzyıl Osmanlı’sında yaşamış zavallı bir kadın ressamı, Suat Hanım’ı yaratır. Makaleler ve kitaplar yazar, söylediği yalanı yıllar içinde büyütür. Bihaber, geçmişine anlam vermeye çalışan bir akademisyenin kendi kişisel tarihinde gerçekleştirdiği trajik bir arkeolojik serüven. Bir itirafla başlayan roman, kahramanı adım adım yalana götüren olayları ve insanları, tarafsız olamayacak birinden, yine kahramanın ağzından okuyucuya ulaştırıyor.
Daha kitabı okumaya başladığım ilk satırlarında sevdiğimi itiraf etmeliyim. Nasıl ki kitap da bir itiraf ile başlıyor. Okumaya Peşrev tadında başlamak çok güzel. Hikayenin ilerleyişine duyduğum merak yüzünden bu pazar sabahı uyandığımda ilk yaptığım kaldığım satırlardan devam etmek oldu.
Mükemmel bir eser. Hele akademisyen Kazım Kanmaz ile dev öğrencisinin konuşmaları üzerine düşünülmesi gereken konular. Kişinin kendi ağzından kendi hayatı bu kadar güzel anlatılabilirdi. Dilin zenginliği ise ön planda. Fatma Barbarosoğlu'nun tavsiyesiyle,gecikmeli de olsa, okuduğum için kendilerine teşekkür ediyorum
Nazif bey bir keresinde, "Her iklimin kendine has bir sesi, musikisi vardır" demişti. Bunu ilk söylediğinde bir mana verememiştim. fakat üniversitenin ilk senesi yaptığım uzun yürüyüşlerin neticesinde Nazif Bey' i anlamaya başladım. Gerçekten de buranın, yani eski İstanbul' un kendine has bir sesi, musikisi vardı. Gençliğimdeki Suriçi, ezanın seyyar satıcı çığlığı ile karıştığı; vapur düdüklerinin martıları simit yemeğe çağırdığı bir yerdi. Fakat şimdi durum başka. Hem iklim, hem musiki değişti. Geçip gitmişe hayran olan biri olmadığımdan, "Eski İstanbul, sesini kaybetti" diye ağlayacak değilim. Evet, müezzinlerin de martılarında eski heyecanları yok. Ama bunda bir olağanüstülük yok. Çünkü heyecan denen şey aslında emanettir. Bugün bendeyse, yarın başkasındadır. "İstanbul eski sesini kaybetti" diyenler de aslında "heyecan" kavramını anlamayanlardır. Onlar heyecanı hep aynı yerlerde ararlar, umduklarını bulamayınca da "Gitmiş, kaybolmuş" derler. İstanbul' un bugün dahi bir sesi vardır. Olmak zorundadır. Çünkü heyecan denen şey kaybolmaz; sadece el değiştirir. Belki de o, Fatih devrinde surda gedik arayanlarda, Üçüncü Selim döneminde ise sazende ve hanendelerdeydi. Bilmiyorum. Fakat şu bir gerçek ki şehrin musikisi, heyecanlıların sesinde saklıdır.
Fatih Baha Aydın
Sayfa 74 - Ötüken
"İnsan... Tuhaf... Yıllar geçtikçe hiç yaşlanmayacağımı, hep büyüyeceğimi sandım. Oysa hep yaşlandım, hiç büyümedim."
Fatih Baha Aydın
Sayfa 99 - Ötüken
Söylenmesi en zor gerçekleri sadece yalancılar dile getirebilir. Çünkü onlar, yani gerçek yalancılar, yalandan utanmazlar, sıkılmazlar. Hayır, hem de hiç...
"Bestekarın ne dediğini idrak etmek istiyorsan, dur ve yavaşça dinle. Bak bakalım nerede konuşuyor, nerede susuyor. Musikişinaslar hassas olur. Anlatacaklarının çoğunu diyemezler pek. O yüzden eserin durduğu, nefes aldığı yerleri dinle. Hakiki manalar, o boşlukta gizlidir ekseriyetle... Vakıa şiirler, hatta romanlar da böyledir."
Fatih Baha Aydın
Sayfa 182 - ötüken
"Ne bekliyorsun, bilmiyorum. Yani hayattan... Bir beklentin var mı, o bunu sana verecek mi bilmiyorum. Hedefin varsa gençken kovala. Acele et. Yoksa yaşlılıkta bir işe yaramıyor. Gerçekten yaramıyor. Yaramadığı gibi seni de mahvediyor. Zengin olmak mı istiyorsun? Gençken ol! Yaşlılıkta gelen zenginlik ya ahlakını bozar, ya da seni kendine bekçi yapar!"
Hem yıllar içinde gördüm ki, kabiliyetsizlik, insanların sandığı kadar fena değildir. Hatta mühim şeyleri başaranların önemli bir çoğunluğunun kabiliyetsiz insanlar olduklarını söyleyebilirim. Asıl fena olan şey tutkusuzluktur.
Fatih Baha Aydın
Sayfa 66 - Ötüken Neşriyat

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bihaber
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
332
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051555669
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Bir akademisyen niye yalan söyler? Yahut insan, niçin yalan söylediğini bilebilir mi? Edebiyat fakültesinde hocalık yapan Kazım Kanmaz, otuzlu yaşlarındayken bir yalan söylemeye karar verir. Hayat macerasında karşısına çıkmış insanları alıp bir potada eritir ve 19. yüzyıl Osmanlı’sında yaşamış zavallı bir kadın ressamı, Suat Hanım’ı yaratır. Makaleler ve kitaplar yazar, söylediği yalanı yıllar içinde büyütür. Bihaber, geçmişine anlam vermeye çalışan bir akademisyenin kendi kişisel tarihinde gerçekleştirdiği trajik bir arkeolojik serüven. Bir itirafla başlayan roman, kahramanı adım adım yalana götüren olayları ve insanları, tarafsız olamayacak birinden, yine kahramanın ağzından okuyucuya ulaştırıyor.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Burak K.
  • Ayfer Kliok
  • BERiABURİ
  • HAYAT KILINÇ
  • zeynep

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%80 (4)
9
%0
8
%20 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0