Bazı kitaplar vardır; sadece bir hikaye anlatmaz, okuyucunun zihninde ve ruhunda bir şeyleri harekete geçirir. Grigori Petrov’un "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" eseri benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Okurken her sayfasında hayranlık duyduğum, bittiğinde ise içimde büyük bir hayranlık ve umut bırakan, kelimenin tam anlamıyla kusursuz bir yapıt.
Kitabın özü; bataklıklardan ve kayalıklardan oluşan fakir Finlandiya’nın, bir avuç aydının önderliğinde nasıl adeta bir "Beyaz Zambaklar Ülkesine", yani imrenilecek bir medeniyete dönüştüğünü anlatıyor. Johan Wilhelm Snelman liderliğindeki bu büyük uyanış, bana bir toplumun kaderinin sadece liderlere değil, o toplumun her bir ferdine bağlı olduğunu çok net bir şekilde gösterdi.Petrov’un akıcı, samimi ve adeta bir manifesto niteliğindeki dili sayesinde kitabı elimden bırakamadım. Kitap bittiğinde şu soruyu kendime sormaktan alıkoyamadım: "Ben kendi toplumum için, çevrem için ne yapıyorum?"
"Beyaz Zambaklar Ülkesinde", sadece tarihi bir başarı hikayesi değil; tembellikten, cehaletten ve "ben ne değiştirebilirim ki?" çaresizliğinden kurtulmak isteyen herkesin mutlaka, ama mutlaka okuması gereken bir eser. Benim için 10 üzerinden 10 diyebileceğim, uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir deneyim oldu. Şiddetle tavsiye ediyorum.