Güler yüzlü, tatlı, fakat daima mahzun, düşünceli, bütün yaramazlıklara yabancı, havâiliklere uzak, Nur Çocuk; Ebu Talib'in himayesi altında delikanlılığa doğru uzanıyor. Yaşı on iki, on üç...
Zaman bir dairedir; ne başını bulmak mümkün, ne sonunu... Hangi noktayı başlangıç sayalım ki, o noktadan karış karış giderek hâdiseleri oluş sırasına göre kaydedelim?
Kapıdan içeri girer girmez uşağı İvan'la karşılaştı. Uşak, antika deriden yapılmış minderin üstüne sırtüstü uzanmış, boyuna tavana tükürüyor, büyük bir ustalıkla da hep aynı yere nişan alıyordu.
Ayın böylesine nazik, kırılgan bir top olmasından dolayıdır ki, insanlar ayda yaşayamıyorlar. Şu anda orada yalnızca burunlar yaşıyor. Bu yüzdendir ki, baktığımız zaman yüzümüzde burnumuzu göremiyoruz, çünkü burunlarımız ayda bulunuyor :))