Kuşlarla bakışmayı bileceksin. Mardin. Avlular, saçaklar boyu dizilmiş kuşlar. Nemli saksı dipleri. Gölgelikler. Uzun öğle sonraları. Birbirini fark etmenin derin sessizliğinde kuşlarla bakışarak büyüyen çocuk; bana öğrettiklerinin hepsini bilmem. Ne kadarını hatırladığımı da. Bildiğim gözleri, bakışları. Kuşların, çocukların. Mutluluk. Bizi buluşturan başka bir âlemin varlığını derinden hissettiğimiz demler. Ahşap kanatları içeriye, manzarası avlulara açılan pencerelerin dışarıyı dilimleyen demir parmaklıkları… Sıcak bitkini kanatların duldasına sığındığı geniş içerikli pencereler… Tenhanın ve sükutun öğrettikleri.
Kuşlar nasıl bakar? Güvercinler. Yerli halkın Arapça “Sınunnu” dediği kırlangıçlar. Farklı varlıklar olmamızın dilsizliğinde buluştuğumuz o derin sükütun öğrettikleri. Sonra onlar kanatlanır uçar, sen esneyerek içeri girersin. Dünya bildiğin yer olur birdenbire. Bir öğle uykusundan ansızın uyandırılmışsın gibi.