Gülizar Genç

Kur'anî tanımlamada insan, yaratılmış, fakir ve aciz. Mutlak kudret sahibi bir Yaratıcı'ya kul olarak yerini, konumunu, değerini buluyor. Bu tanımlamaya göre kişiler istedikleri gibi davranamıyorlar. Hakkı esas alıyorlar. Şiddet kullanma, benliğe göre hareket etme davranışı güdemiyorlar. Çünkü insan aciz bir konumda ve benlik şişmesi yaşamıyor. Şiddetin özündeyse narsisizm, benlik şişmesi, grandiyözite var. Aklı temel alan felsefi insan tanımlamasında; insan kendi kendine var olan, kuralları kendi koyabilen biri. Bu yüzden, kuralları her an kendi menfaatine göre değişikliğe uğratabiliyor; kendine güvendiği ölçüde var olan narsistik benliğini alabildiğine şişkin bir konuma oturtuyor.
Din
Reklam
Gece ya da gündüz, yatarken ya da yürürken, susarken ya da konuşurken, dururken ya da hareket ederken; belki de ihtiyacımız olan şey, Yunus (a.s.) gibi “Ben zalimlerden oldum," itirafını edebilme cesaretini ve mertliğini gösterebilmektir.
İnsan, kendisi olmak istiyorsa kusursuzluk kibrinden sıyrılabilmelidir. Yaratıcı, insandan mükemmel olmasını değil, mükemmel olmadığını itiraf etmesini bekler.
Din
Örtü, evet, bir kimliğe işaret eder. Giyinmek de öyle. Ama bu kimlik, din devleti oluşturma kimliği değildir. Yaratici adına yaşama kimliği ve bunun açıkça ilanıdır. İşte bu ilandaki özgüven, inanmayanları öfkelendiriyor. İçlerindeki agresyonu açığa çıkarıyor. Yaratıcıya inanın ama böyle Özgüven içinde bunu ilan etmeyin, diyorlar.
Din
"Doktorcuğum" diyor, "bu bir psikolojik harekât gibi geliyor bana. Dindar insanların özgüvenini baltalamak. Onlari dünyevileştirmek. Şundan da eminim: Toplumun inkârci olmasını da istemiyorlar. Bu, kimsenin işine gelmez. Hem o zaman toplumun düzeni bozulur. İnsanların fazlaca inanç ehli olmasını da istemiyorlar. Çünkü içlerinde imana karşı bir agresyon var."
Reklam