Zâhirdeki misal hak, bunu sır-bâtın'da gerçekleştirmek ise hakikattir. Her hakkın da bir hakikati vardır. Bu işaretin ehli zücâce derecesine ulaşmıştır; nitekim zücâcenin manası ileride gelecektir. Misalin, kendi hamurunda eldel edilmiş olduğu hayal katı ve kesiftir, sırları perdeler ve seninle nûrların arasına girer. Ancak zücac-ı sâfi gibi oluncaya değin saflaşınca nûrları perdelemez, hatta nûrları geçirir, rüzgarların esmesiyle sönmesinden korur hâle gelir. Zücâcenin hikâyesi gelecektir.
Bil ki kesif-hayâlî-süflî âlem, peygamberler hakkında bir zücâce, nûrlar için bir mişkât, sırlar için bir saflaştırıcı, daha üst âleme çıkmak için bir merdivendir. Bununla anlaşılır ki zâhir misal haktır ve ötesinde bir sır vardır. Artık Tûr'u, ateşi de bunlara kıyas et.