İnci Aral'ın yazdığı ilk roman olan Ölü Erkek Kuşlar 1992 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazanmıştır.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Roman, muhteşem bir psikolojik tespitler yığını. İnci Aral bu eseriyle adeta toplumdaki önyargıları yıkmaya çalışmıştır. Erkek ve kadının birbiriyle çatışmalarını derin gözlem yeteneği ve anlatım gücünün de etkisiyle çok güzel bir eser ortaya koymuştur.
Bu eseri, kadınların mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Toplumumuzdaki kadınlara karşı takınılan yanlış davranışların, kadınlar üzerinde nasıl etkisi silinmeyen yaralar bıraktığını çok iyi bir şekilde aktarmıştır. Bunun haricinde toplumdaki erkeğe bakışı da çok net bir şekilde bize aktarmıştır.
Buradan sonrası için spoiler uyarısı veriyim.
Eser iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde daha çok Suna, Ayhan ve Onur'un hem geçmiş hem de şimdiki yaşantılarını bir arada anlatıldığını görmekteyiz. İkinci bölüm her şeyin kopma noktasına geldiği ve büyük olayların yaşandığı, asıl bölüm olarak karşımıza çıkmaktadır.
Suna, bir film çekmek ister ve bu filmi Düşköy Sineması'nda yayınlamak ister. Filminde oynayacak isimler ise Ayhan ve Onur'dur. Suna'nın bu iki şahısla da önceden bir ilişkisi olmuş ve onlara ricada bulunur ve filminde oynamayı kabul ettirir. Buradan sonra ise yazar bizi farklı bir dünyanın içine çekiyor. Perde açılıp oyun başladığında artık Suna, Ayhan ve Onur'un gerçekten o kişilerin bir senaryo mu yoksa gerçek yaşananlar mı anlatılıyor olup olmadığı konusunda ikilem yaratıyor.
İlk bölümde Suna bir kişilik bozukluğu yaşayan kişi olarak karşımıza çıkıyor. "Su" ve "Na" adında iki farklı kişilik barındırıyor içinde. "Su" daha çok uysal taraf olarak karşımıza çıkıyor. Su, toplumun geçmişten günümüze taşıdığı töre ve kurallara sıkı sıkıya bağlı, mutluluğun ancak bu töre