Seni boşuna mı seviyorum sanıyorsun? Biz, ‘kâlûbelâ'da’ beraber değil miydik? Ben o günü hatırlayamıyorum. Sen de hatırlayamazsın. Ama, mutlaka yanyana idik. Tanrı buyruğuna beraber baş eğmedik mi? Evet demedik mi? Çünkü sensiz eksik oluyorum. Yarım oluyorum. Biz, birbirimize ‘kâlûbelâ'da’ vurulduk.
“Söyler, hiç anlamayana da, görmeyene de.
Ama, gizinin şifresini sunar bakana!
Bir yıkık anının, bir çökmüş anının
boşluklu cinnet torbasında,
Bekliyor hep onu unutmaklı olanı,
duruk sevgisini; kılıfından
sıyrılmışçasına...”