sevgili nilgün, beni duvardan duvara vurmaya bu kadar içimi yazılarına dökmeye hakkın var mıydı bilmiyorum ama sana ruhumla öyle sarılıyorum, öyle çok sarılıyorum ki. bozuk düzene sığamayışın, anlaşılmamanın verdiği o öfkenin her bir zerresini iliklerimde hissettim. çünkü seni anladım bazı yerlerde keşke anlamasaydım seni ama seni anladım ve o kadar zordu ki seni okumak. hem de majör depresyonun araf’ında sıkışıp kalmış halimle. senin bu dünyadan gidişinin bile bir duruşu olduğunu söylemem belki garip gelecek okuyuculara ancak maalesef gidişinin bile bir duruşu var. nilgün, seni anlıyorum ve seni anlamamayı dilerdim.
seni düzen içerisinde düzensizleştirenlere, anlamanın bu kadar kolay olduğu bir dünyada seni anlamayışlarına öfkeliyim ve içerimde onca öfke varken seninle tanışıp bir de senin için öfkelenmek omuzlarıma ağır yük bıraktı.
seninle satırlarında ve satırlarımda daima denk düşeceğiz.