kitap okuyor

Demek havat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?
Sayfa 41
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnanma istersen yıldızların yandığına, Güneşin döndüğüne inanma, Doğrunun ta kendisini yalan bil, Ama seni sevdiğime inan Ophelia.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Nora neredeyse bütün hayatı boyunca böyle hissetmişti. Her şeyin ortasında. Hangi yöne gideceğini bilemeden çabalamış, çırpınmış, yalnızca ayakta kalmaya çalışmıştı. Pişmanlık duymadan hangi yolda devam edeceğini bilememişti. "Ama yola devam ettin," dedi Bayan Elm, tabii ki Nora'nın düşüncelerini duyarak. "Ve hayatta kaldın."
Sayfa 188·Kitabı okudu
"Ama başarı yalnızca bir yanılsama. Yanılsamadan ibaret. Ha, üstesinden gelebileceğimiz şeyler de var tabii. Mesela bende sahne korkusu var ama işte buradayım, sahnedeyim. Bakın...sahneye çıktım işte! Geçenlerde biri bana esas sorunumun sahne korkusu- olmadığını söyledi. Esas sorunum hayattan korkmakmış. Ve biliyor musunuz? Gayet haklıydı. Çünkü hayat korkulacak bir şey; korkutucu olmasının bir nedeni var ve o neden de şu; Hangi dalın gittiği yolu seçersek seçelim, yine o çürümüş ağacız. Ben hayatta çok şey olmak istedim. İstemediğim şey yoktu. Ama hayatınız çürümüşse, siz ne yaparsanız yapın, yine çürümüş kalacak. Rutubet her şeyi baştan sona çürütür..."
Sayfa 111·Kitabı okudu
"Şimdi ne yapıyorsun peki?" "Bu aralar...boştayım." "Hayatında biri var mı? Kocan? Çocuğun?" Nora başını iki yana salladı. Kopup düşmesini dileyerek. Kendi başının. Yere. Bir daha asla yabancılarla sohbet etmek zorunda kalmamak için.
Sayfa 16·Kitabı okudu